Anadolu Üniversitesinde neler oldu?

Anadolu Üniversitesinde neler oldu?

Normal koşullarda ne olduğunu tekrar tekrar açıklamaya gerek yoktur. Ama işin içine yalan girince yeniden anlatma gereği duyduk.

Öncelikle şunu söyleyelim: Yalan söylemek belli bir yaşa kadar normal kabul edilebilir. Hatta yer yer sevimli bile olur. Hepimizin, “Ben yapmadım” bahanesine sığındığı olmuştur küçüklüğümüzde. Ama üniversite çağına gelmiş kişilerin yalan söylüyor olması kabul edilebilir bir durum değildir. Dün ve bugün olanlar, birçok Anadolu Üniversitesi öğrencisinin şahitliğinde gerçekleşmiştir. Ortaya çıkacağını bile bile yalan söylemek ise acizliğin ileri bir boyutudur.

16 Ekim tarihinde Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi önünde, geçen hafta bayrağımıza ve Atatürk Anıtı’na yapılan saldırıları protesto etmek için Türk bayrağı ve Atatürk Bilinçte pankartı astık. Bayrağımız ve pankartımız, “Devrimci”yim nârâları atan sözde sol örgütlere bağlı kendini bilmezler tarafından indirildi.

Bayrak ve Atatürk; birlik, barış ve kardeşlik programının sembolleridir. Bu topraklardaki en büyük özgürlük atılımı olan Cumhuriyet’in değerleridir. Bayrak, okul arkadaşımız ve Haziran Şehidimiz Ali İsmail Korkmaz’ın tabutunun örtüsüdür. Atatürk resmi, onun ve tüm vatansever gençlerin odalarını süslemektedir.

17 Ekim’de hem indirilen bayrağımızı geri asmak hem de 29 Ekim eylemimize çağrı yapmak için yürüttüğümüz çalışmaya yine aynı grup ellerinde taşlar, sopalar ve soda şişeleriyle saldırdı. “Kahrolsun faşist, Kemalist diktatörlük” sloganı da atan grup, üniversite öğrencisinin tepkisini çekti.

Üniversiteler bilim yuvalarıdır. Üniversitelinin silahları kalemleri ve kitapları olmalıdır.

Bugün Anadolu Üniversitesinde de söyledik tekrar söylüyoruz: Bu kendini bilmezlerle dahi her ortamda fikirlerle tartışmaya hazırız. Bütün öğrencilerin ve öğretim üyelerinin önünde niye bayrak asıp, Atatürk’ü savunduğumuz konusunda bir ders verebiliriz. İlk söz onların olabilir hatta onlar daha uzun konuşabilirler. Kalem ve kitap, soda şişesi ve sopayı yenecektir. Ancak herkes şunu bilsin ki çalışmalarımıza ve bayrağımıza yapılan saldırılar karşısında ellerimiz armut toplamayacak ve gereken yapılacaktır. Bugün yaptığımız çalışmayı okulumuz içerisinde gerçekleştirdiğimiz Bayrak ve Atatürk Yürüyüşü ile sürdürdük. Bundan sonra da Anadolu Üniversitesinde çalışmalarımız her zaman devam edecek. Yaptığımız çalışmaya, soda şişeleriyle saldırıp kendilerinin mağdur olduğunu iddia etmek ahlâksızlıktır.

TGB, AKP’ye karşı en etkin mücadeleyi yürüten gençlik örgütüdür. Üniversite kapılarını AKP’ye kapatan ve meydanları onlara dar eden TGB’dir. Bunu açıklama ihtiyacı bile duymuyoruz. Şüphesi olanların günümüzün en yaygın iletişim araçlarında (kitle iletişim araçları, sosyal medya, …) yapacakları küçük bir araştırma yeterli olacaktır. Yurtseverlerin Ergenekon’dan nasıl çıktığını merak edenler; 13 Aralık 2012, 8 Nisan 2013, 5 Ağustos 2013 ve 13 Şubat 2014 tarihlerinde yapmış olduğumuz eylemlere bakmalarını öneriyoruz. Doğru eylem sonuç alır. Bu konuda da tecrübelerimizi paylaşmaya açığız.

TGB’nin üniversitelerdeki çalışması, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün ve milletimizin kardeşliğinin teminatıdır. Üniversiteliler, vatansever ve Atatürkçüdür. Bayrağımız, üniversitelerde sonsuza kadar dalgalanacaktır. TGB bütün üniversitelerde çalışmalarına devam etmektedir. Tüm yurttaşlarımızı 29 Ekim’de alanlara çağırıyoruz.

Türkiye Gençlik Birliği Eskişehir

tgb.gen.tr

Normal koşullarda ne olduğunu tekrar tekrar açıklamaya gerek yoktur. Ama işin içine yalan girince yeniden anlatma gereği duyduk.

Öncelikle şunu söyleyelim: Yalan söylemek belli bir yaşa kadar normal kabul edilebilir. Hatta yer yer sevimli bile olur. Hepimizin, “Ben yapmadım” bahanesine sığındığı olmuştur küçüklüğümüzde. Ama üniversite çağına gelmiş kişilerin yalan söylüyor olması kabul edilebilir bir durum değildir. Dün ve bugün olanlar, birçok Anadolu Üniversitesi öğrencisinin şahitliğinde gerçekleşmiştir. Ortaya çıkacağını bile bile yalan söylemek ise acizliğin ileri bir boyutudur.

16 Ekim tarihinde Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi önünde, geçen hafta bayrağımıza ve Atatürk Anıtı’na yapılan saldırıları protesto etmek için Türk bayrağı ve Atatürk Bilinçte pankartı astık. Bayrağımız ve pankartımız, “Devrimci”yim nârâları atan sözde sol örgütlere bağlı kendini bilmezler tarafından indirildi.

Bayrak ve Atatürk; birlik, barış ve kardeşlik programının sembolleridir. Bu topraklardaki en büyük özgürlük atılımı olan Cumhuriyet’in değerleridir. Bayrak, okul arkadaşımız ve Haziran Şehidimiz Ali İsmail Korkmaz’ın tabutunun örtüsüdür. Atatürk resmi, onun ve tüm vatansever gençlerin odalarını süslemektedir.

17 Ekim’de hem indirilen bayrağımızı geri asmak hem de 29 Ekim eylemimize çağrı yapmak için yürüttüğümüz çalışmaya yine aynı grup ellerinde taşlar, sopalar ve soda şişeleriyle saldırdı. “Kahrolsun faşist, Kemalist diktatörlük” sloganı da atan grup, üniversite öğrencisinin tepkisini çekti.

Üniversiteler bilim yuvalarıdır. Üniversitelinin silahları kalemleri ve kitapları olmalıdır.

Bugün Anadolu Üniversitesinde de söyledik tekrar söylüyoruz: Bu kendini bilmezlerle dahi her ortamda fikirlerle tartışmaya hazırız. Bütün öğrencilerin ve öğretim üyelerinin önünde niye bayrak asıp, Atatürk’ü savunduğumuz konusunda bir ders verebiliriz. İlk söz onların olabilir hatta onlar daha uzun konuşabilirler. Kalem ve kitap, soda şişesi ve sopayı yenecektir. Ancak herkes şunu bilsin ki çalışmalarımıza ve bayrağımıza yapılan saldırılar karşısında ellerimiz armut toplamayacak ve gereken yapılacaktır. Bugün yaptığımız çalışmayı okulumuz içerisinde gerçekleştirdiğimiz Bayrak ve Atatürk Yürüyüşü ile sürdürdük. Bundan sonra da Anadolu Üniversitesinde çalışmalarımız her zaman devam edecek. Yaptığımız çalışmaya, soda şişeleriyle saldırıp kendilerinin mağdur olduğunu iddia etmek ahlâksızlıktır.

TGB, AKP’ye karşı en etkin mücadeleyi yürüten gençlik örgütüdür. Üniversite kapılarını AKP’ye kapatan ve meydanları onlara dar eden TGB’dir. Bunu açıklama ihtiyacı bile duymuyoruz. Şüphesi olanların günümüzün en yaygın iletişim araçlarında (kitle iletişim araçları, sosyal medya, …) yapacakları küçük bir araştırma yeterli olacaktır. Yurtseverlerin Ergenekon’dan nasıl çıktığını merak edenler; 13 Aralık 2012, 8 Nisan 2013, 5 Ağustos 2013 ve 13 Şubat 2014 tarihlerinde yapmış olduğumuz eylemlere bakmalarını öneriyoruz. Doğru eylem sonuç alır. Bu konuda da tecrübelerimizi paylaşmaya açığız.

TGB’nin üniversitelerdeki çalışması, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün ve milletimizin kardeşliğinin teminatıdır. Üniversiteliler, vatansever ve Atatürkçüdür. Bayrağımız, üniversitelerde sonsuza kadar dalgalanacaktır. TGB bütün üniversitelerde çalışmalarına devam etmektedir. Tüm yurttaşlarımızı 29 Ekim’de alanlara çağırıyoruz.

Türkiye Gençlik Birliği Eskişehir

tgb.gen.tr

Paylaş: