İzmir Cumhuriyet İçin Güçbirliği “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un kabul edilmesine karşı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Cumhuriyet İçin Güçbirliği adına dönem sözcüsü Prof. Dr. Ömer Lütfi Değirmenci yaptı.
Bilindiği üzere AKP’nin açılım sürecinde silahlı güçler geri çekilmiştir. Terör örgütünün sözcülerinin dile getirdiği talepler birer yerine getirildiği için zaten terör örgütünün silaha başvurmasını gerektiren bir durum kalmamıştır. Değirmenci bu konuyla ilgili olarak, “İktidar sözcülerinin ‘artık kan akmıyor’ şeklindeki söylemleri, ‘terör örgütünün kan akıtmasına gerek yok, biz zaten onlara taleplerini veriyoruz’ şeklinde anlamak gerekir” dedi.
Taviz vermek üzerine kurgulanmış olan açılım süreci, 6551 sayılı yasa ile yasal bir zırha da kavuşmuştur. Bu yasayla TBMM yetkisinde olan genel af gibi konularda da bakanlar kuruluna yetki verilmekte, TBMM’nin anayasal hakkı gasp edilmektedir. “Belirsiz hükümlerle adeta TBMM devre dışı bırakılmakta, içeriği belli olmayan, tamamen hükümetin belirleyebileceği şekilde meclisin tüm yetkileri ve işlevi bütün halinde hükümete devredilmektedir” diyen Değirmenci, bu durumun anayasanın ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtti.
Yasayı çıkaranlar kadar AYM’ye gitmeyenler de suçludur
“Terör örgütünün taleplerinin hayata geçmesi durumunda kanla, canla kurulan, 1923 ruhu ile hayat bulan cumhuriyetimizin tarih sayfalarına gömülecek, ülke bölünme noktasına daha da yaklaşacak” diyen Değirmenci muhalefete de seslendi. Değirmenci, ileride olumsuzlukların yaşanması durumunda yasayı çıkaranlar, çıkarılmasına destek olanlar kadar iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmayanların da aynı derecede sorumlu olacağını belirtti.
İzmir Cumhuriyet İçin Güçbirliği “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un kabul edilmesine karşı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Cumhuriyet İçin Güçbirliği adına dönem sözcüsü Prof. Dr. Ömer Lütfi Değirmenci yaptı.
Bilindiği üzere AKP’nin açılım sürecinde silahlı güçler geri çekilmiştir. Terör örgütünün sözcülerinin dile getirdiği talepler birer yerine getirildiği için zaten terör örgütünün silaha başvurmasını gerektiren bir durum kalmamıştır. Değirmenci bu konuyla ilgili olarak, “İktidar sözcülerinin ‘artık kan akmıyor’ şeklindeki söylemleri, ‘terör örgütünün kan akıtmasına gerek yok, biz zaten onlara taleplerini veriyoruz’ şeklinde anlamak gerekir” dedi.
Taviz vermek üzerine kurgulanmış olan açılım süreci, 6551 sayılı yasa ile yasal bir zırha da kavuşmuştur. Bu yasayla TBMM yetkisinde olan genel af gibi konularda da bakanlar kuruluna yetki verilmekte, TBMM’nin anayasal hakkı gasp edilmektedir. “Belirsiz hükümlerle adeta TBMM devre dışı bırakılmakta, içeriği belli olmayan, tamamen hükümetin belirleyebileceği şekilde meclisin tüm yetkileri ve işlevi bütün halinde hükümete devredilmektedir” diyen Değirmenci, bu durumun anayasanın ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtti.
Yasayı çıkaranlar kadar AYM’ye gitmeyenler de suçludur
“Terör örgütünün taleplerinin hayata geçmesi durumunda kanla, canla kurulan, 1923 ruhu ile hayat bulan cumhuriyetimizin tarih sayfalarına gömülecek, ülke bölünme noktasına daha da yaklaşacak” diyen Değirmenci muhalefete de seslendi. Değirmenci, ileride olumsuzlukların yaşanması durumunda yasayı çıkaranlar, çıkarılmasına destek olanlar kadar iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmayanların da aynı derecede sorumlu olacağını belirtti.





