
YAZAR
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısı ile tarımda çalışma şartları ve bu şartlar altında emeğinin karşılığını alamayan kadın üreticilerin mağduriyetine bir kez daha dikkatler çekildi. 8 milyon kadın üreticinin günde 16-17 saat çalışarak zor şartlar altında üretime destek vermesine rağmen tarımda çalışanların neredeyse yarısını yine kadınlar oluşturuyor.
Tarımsal üretimde emeği geçen kadın aynı zamanda çocuklarının bakımından, ev işlerine kadar birçok sorumluluğu aynı anda yerine getirme çabası verirken bu emeğin karşılığını almak bir yana haklarından da yoksun durumda.
Tarımda iş yükünü kadınların çekmesine ve tarımın merkezinde kadının olmasına rağmen karşılığında hak ettikleri ücreti alamayanlar yine kadınlar ki bir çok kişi tarımın merkezinde üreticinin büyük kısmını kadınların oluşturduğundan bir haber. Sadece emeklerinin karşılığı değil, günde 16-17 saatlik bir iş gücünün karşılığında kadın üreticilerin büyük bir kısmı birçok sosyal haklarından da yararlanamıyorlar. Mevcut yapı, aile çiftçiliği açısından uygun olsa da yeterince gelir elde edilemiyor ve kırsal alanda emeğinin karşılığını alamayan kadın kente gidince rahat edeceğini düşünerek göç ediyor. Kadınlara yönelik aile çiftçiliği açısından olaya baktığımızda; yeterli gelir elde edebileceği ve emeğinin karşılığını alabilecekleri imkanların sağlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Son rakamlara göre, tarımda çalışan 5 milyon 998 bin kişinin yüzde 47’si olan 2 milyon 842 binini kadınlar oluşturuyor. Buna rağmen, tarımda çalışan kadınların yüzde 70’i ücretsiz aile işçisiyken, sadece yüzde 17’si kendi nam ve hesabına çalışıyor. Tarımdaki kadınların yüzde 93’ten fazlası kendi adına sosyal güvenlik sistemine kayıt değil. Erkeklerden çok daha fazla, hemen her gün 16-17 saat, evdeki işlerinin yanı sıra tarlada, bahçede, ahırda, ağılda çalışıyor.
Kadın emeği tarımda görünmez
Tarımsal üretimde çalışan sayısının yarısının kadın olmasına rağmen kadının tarımdaki varlıklarının kayıt dışı çalışma, işçi ücretleri, iş sağlığı ve güvenliği gibi konularda ihmal edildiğini biliyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2014 yılı verilerine göre, tarımda çalışan 5 milyon 470 bin kişinin yüzde 46,3’ünü kadınlar oluşturuyor. Tarlalarda çalışan kişilerin yarısına yakını kadın olsa da, hemen hiçbirinin varlığı resmi olarak kayıt altına alınmış değil. Rakamsal olarak bakıldığında; 2 milyon 760 bin kadından yalnızca 170 bininin kayıtlı olduğu görülüyor. Kayıt dışılığın yarattığı en önemli sorunlardan biri ise sigortasız çalışma koşulları. Kadınlar kaza, hastalık veya ölüm gibi olaylarda ne tazminat, ne de yardım alabiliyor. Mevsimlik tarım işçileri arasında da yine kadınlar en mağdur olanlar. Buna gerekçe olarak da tarlada gündüz erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen, evde de yemek, temizlik, çocuk bakımı gibi işlerle uğraşmaları gösteriliyor
ÇÖZÜM ÖRGÜTLENME
Türkiye genelinde olduğu gibi kırsal alanda da aynı şekilde nüfusun yarısı kadın. Sorunu birebir yaşayan kadınlar kırsal alanda.Kadınlar, kırsal alanda yeterli sosyal yaşamı bulamıyor, belki ekonomik açıdan yeterli kazancı elde edemiyor, o nedenle şehre göçmek ya da şehirde yeni iş olanakları yaratmak istiyorlar. Aile çiftçiliği modeliyle kadınları kırsal alandaki örgütler, kooperatifler, birliklerde daha etkin hale getirirsek, kadın bakış açısını da kırsal alandaki örgütlere kazandırmış oluruz. O nedenle önce eğitim ve planlı yapılanmayla bu örgütlerde kadınların aktifliğini arttırmak gerekiyor. Kadınlar, kentteki gibi kırsal alanda da ailenin geleceğine yön veren, ailedeki temel işlevleri, görevleri yerine getiren kişiler olması nedeniyle son derece önemli. Toplumun her alanında yer alan kadınlar ziraatte de büyük önem taşımakta. Üretime büyük katkılar sağlayan, çalışma ve azmiyle hepimizi etkileyen kadın çiftçilerimizin sorunlarının giderilmelidir.
Bugün 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü, tozun toprağın, tezeğin otun arasında tarladan,bahçeden soframıza kadar emeği geçen tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun.
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısı ile tarımda çalışma şartları ve bu şartlar altında emeğinin karşılığını alamayan kadın üreticilerin mağduriyetine bir kez daha dikkatler çekildi. 8 milyon kadın üreticinin günde 16-17 saat çalışarak zor şartlar altında üretime destek vermesine rağmen tarımda çalışanların neredeyse yarısını yine kadınlar oluşturuyor.
Tarımsal üretimde emeği geçen kadın aynı zamanda çocuklarının bakımından, ev işlerine kadar birçok sorumluluğu aynı anda yerine getirme çabası verirken bu emeğin karşılığını almak bir yana haklarından da yoksun durumda.
Tarımda iş yükünü kadınların çekmesine ve tarımın merkezinde kadının olmasına rağmen karşılığında hak ettikleri ücreti alamayanlar yine kadınlar ki bir çok kişi tarımın merkezinde üreticinin büyük kısmını kadınların oluşturduğundan bir haber. Sadece emeklerinin karşılığı değil, günde 16-17 saatlik bir iş gücünün karşılığında kadın üreticilerin büyük bir kısmı birçok sosyal haklarından da yararlanamıyorlar. Mevcut yapı, aile çiftçiliği açısından uygun olsa da yeterince gelir elde edilemiyor ve kırsal alanda emeğinin karşılığını alamayan kadın kente gidince rahat edeceğini düşünerek göç ediyor. Kadınlara yönelik aile çiftçiliği açısından olaya baktığımızda; yeterli gelir elde edebileceği ve emeğinin karşılığını alabilecekleri imkanların sağlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Son rakamlara göre, tarımda çalışan 5 milyon 998 bin kişinin yüzde 47’si olan 2 milyon 842 binini kadınlar oluşturuyor. Buna rağmen, tarımda çalışan kadınların yüzde 70’i ücretsiz aile işçisiyken, sadece yüzde 17’si kendi nam ve hesabına çalışıyor. Tarımdaki kadınların yüzde 93’ten fazlası kendi adına sosyal güvenlik sistemine kayıt değil. Erkeklerden çok daha fazla, hemen her gün 16-17 saat, evdeki işlerinin yanı sıra tarlada, bahçede, ahırda, ağılda çalışıyor.
Kadın emeği tarımda görünmez
Tarımsal üretimde çalışan sayısının yarısının kadın olmasına rağmen kadının tarımdaki varlıklarının kayıt dışı çalışma, işçi ücretleri, iş sağlığı ve güvenliği gibi konularda ihmal edildiğini biliyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2014 yılı verilerine göre, tarımda çalışan 5 milyon 470 bin kişinin yüzde 46,3’ünü kadınlar oluşturuyor. Tarlalarda çalışan kişilerin yarısına yakını kadın olsa da, hemen hiçbirinin varlığı resmi olarak kayıt altına alınmış değil. Rakamsal olarak bakıldığında; 2 milyon 760 bin kadından yalnızca 170 bininin kayıtlı olduğu görülüyor. Kayıt dışılığın yarattığı en önemli sorunlardan biri ise sigortasız çalışma koşulları. Kadınlar kaza, hastalık veya ölüm gibi olaylarda ne tazminat, ne de yardım alabiliyor. Mevsimlik tarım işçileri arasında da yine kadınlar en mağdur olanlar. Buna gerekçe olarak da tarlada gündüz erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen, evde de yemek, temizlik, çocuk bakımı gibi işlerle uğraşmaları gösteriliyor
ÇÖZÜM ÖRGÜTLENME
Türkiye genelinde olduğu gibi kırsal alanda da aynı şekilde nüfusun yarısı kadın. Sorunu birebir yaşayan kadınlar kırsal alanda.Kadınlar, kırsal alanda yeterli sosyal yaşamı bulamıyor, belki ekonomik açıdan yeterli kazancı elde edemiyor, o nedenle şehre göçmek ya da şehirde yeni iş olanakları yaratmak istiyorlar. Aile çiftçiliği modeliyle kadınları kırsal alandaki örgütler, kooperatifler, birliklerde daha etkin hale getirirsek, kadın bakış açısını da kırsal alandaki örgütlere kazandırmış oluruz. O nedenle önce eğitim ve planlı yapılanmayla bu örgütlerde kadınların aktifliğini arttırmak gerekiyor. Kadınlar, kentteki gibi kırsal alanda da ailenin geleceğine yön veren, ailedeki temel işlevleri, görevleri yerine getiren kişiler olması nedeniyle son derece önemli. Toplumun her alanında yer alan kadınlar ziraatte de büyük önem taşımakta. Üretime büyük katkılar sağlayan, çalışma ve azmiyle hepimizi etkileyen kadın çiftçilerimizin sorunlarının giderilmelidir.
Bugün 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü, tozun toprağın, tezeğin otun arasında tarladan,bahçeden soframıza kadar emeği geçen tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun.






