Muazzez İlmiye Çığ: ‘Bu kitap muhakkak okunmalı’

Muazzez İlmiye Çığ: ‘Bu kitap muhakkak okunmalı’

ÇILGIN GENÇLER KİTABI HAKKINDA
Tam şimdi “Şu Çılgın Gençler” kitabını okuyup bitirdim. Evet, kendilerine “Çılgın Gençler” demekte ne kadar haklılar. Onları yetiştiren büyükler, ne yapacaklarını bilmeden oraya buraya savrulurken, bir avuç gencin başlattığı Türkiye Gençlik Birliği’nin kısa bir zamanda çığ gibi büyümesi ve büyüklerden akıl almadan, teşkilatlanmaları ve yüz binlerce gencimizi ve insanımızı, demokratik düzeyde ayaklandırması akıl alacak gibi değil. Hele “şimdiki gençler” diye onlardan yakınan pek çok yetişkin, bu kitabı muhakkak okumalı.

Ben, şimdiki gençler diye yakınanların hep karşısında durmuş “Biz onlara her türlü sporu yapabilecek spor tesisler mi yaptık? Onların boş zamanlarında arkadaşlarıyla buluşacak, satranç oynayacak, resim müzik yapabilecekleri, daha doğrusu eskinin Halkevleri gibi yerler mi yaptık? Mahalle aralarında kütüphaneleri mi var? Eskiden sokaklarda oynarlar, arkadaşlık yaparlardı, şimdi sokak da yok. Apartmanlardaki çocuklar bile birbirini tanımıyor. Böyle bir ortamda da büyüyen çocukların, gençlerin yaptıklarını okuyunca ben bile “Çılgınmış bu gençler!” demekten kendimi alamadım. Onların her adımı, harcadıkları her kuruşun hesaplanmasını, devleti idare edenler de yapsa, bambaşka olurduk.” demişimdir.

Ben onları, Mersin’de elime geçen, ilk çıkardıkları Kırmızı-Beyaz adlı dergiden tanıdım. Dergideki yazıların hepsi gençlerin elinden çıkmıştı, bir solukta okudum ve İstanbul’a döner dönmez Türkiye Gençlik Birliği kurucularını evime davet ettim. İlker Yücel, Adnan Türkan ve üç arkadaşları birlikte geldiler. Onlara bu birliğin amacını, neler ve nasıl yapmak istediklerini sordum. Anlattıkları tam benim istediklerimdi. Atatürk ışığında, onun açtığı yolda özgür ve komşularıyla ve dünya ile barış içinde, demokratik, çağdaş bir Türkiye idi. Tam benim istediklerim. Hemen ben sizinle beraberim, diyerek kalktık el sıkıştık, öpüştük. İşte o günden sonra her yaptıkları eylemi dışarıdan izledim. Yalnız bir kez ilk 19 Mayıs yürüyüşüne tekerlekli sandalye ile Taksim Meydanı’na kadar katıldım. Onlar çoğaldıkça, eylem yaptıkça ben keyifleniyorum. Onlar hiç bir partiye bağlı değil. Devletimizi kavgalı olduğu Suriye, Irak, Libya gençleri ile birleşmeleri, bütün dünyadan Avustralya’ya kadar gençlerin onlara katılması, onların ne kadar güçlü olduklarını gösteriyor. Herkesin onlara yardım etmesini öneriyorum.

Atatürk’ün ülkemizi askerlere değil de gençlere emanet etmesinin nedenini şimdi daha iyi anlıyorum . Düşünceleri ne olursa olsun bütün gençlerimizin Türkiye Gençlik Birliği’ne katılması için çağrı yapıyorum. Çünkü bu topraklar sizlerin, onun üzerinde rahat oturabilmeniz uygarlığa uymanız ile olur ancak.
Sözlerimi bitirirken halkımızın genci, yaşlısı, inançlısı, inançsızına bu kitabı, “Şu Çılgın Gençleri” okumasını öneriyorum.

Muazzez İlmiye Çığ

ÇILGIN GENÇLER KİTABI HAKKINDA
Tam şimdi “Şu Çılgın Gençler” kitabını okuyup bitirdim. Evet, kendilerine “Çılgın Gençler” demekte ne kadar haklılar. Onları yetiştiren büyükler, ne yapacaklarını bilmeden oraya buraya savrulurken, bir avuç gencin başlattığı Türkiye Gençlik Birliği’nin kısa bir zamanda çığ gibi büyümesi ve büyüklerden akıl almadan, teşkilatlanmaları ve yüz binlerce gencimizi ve insanımızı, demokratik düzeyde ayaklandırması akıl alacak gibi değil. Hele “şimdiki gençler” diye onlardan yakınan pek çok yetişkin, bu kitabı muhakkak okumalı.

Ben, şimdiki gençler diye yakınanların hep karşısında durmuş “Biz onlara her türlü sporu yapabilecek spor tesisler mi yaptık? Onların boş zamanlarında arkadaşlarıyla buluşacak, satranç oynayacak, resim müzik yapabilecekleri, daha doğrusu eskinin Halkevleri gibi yerler mi yaptık? Mahalle aralarında kütüphaneleri mi var? Eskiden sokaklarda oynarlar, arkadaşlık yaparlardı, şimdi sokak da yok. Apartmanlardaki çocuklar bile birbirini tanımıyor. Böyle bir ortamda da büyüyen çocukların, gençlerin yaptıklarını okuyunca ben bile “Çılgınmış bu gençler!” demekten kendimi alamadım. Onların her adımı, harcadıkları her kuruşun hesaplanmasını, devleti idare edenler de yapsa, bambaşka olurduk.” demişimdir.

Ben onları, Mersin’de elime geçen, ilk çıkardıkları Kırmızı-Beyaz adlı dergiden tanıdım. Dergideki yazıların hepsi gençlerin elinden çıkmıştı, bir solukta okudum ve İstanbul’a döner dönmez Türkiye Gençlik Birliği kurucularını evime davet ettim. İlker Yücel, Adnan Türkan ve üç arkadaşları birlikte geldiler. Onlara bu birliğin amacını, neler ve nasıl yapmak istediklerini sordum. Anlattıkları tam benim istediklerimdi. Atatürk ışığında, onun açtığı yolda özgür ve komşularıyla ve dünya ile barış içinde, demokratik, çağdaş bir Türkiye idi. Tam benim istediklerim. Hemen ben sizinle beraberim, diyerek kalktık el sıkıştık, öpüştük. İşte o günden sonra her yaptıkları eylemi dışarıdan izledim. Yalnız bir kez ilk 19 Mayıs yürüyüşüne tekerlekli sandalye ile Taksim Meydanı’na kadar katıldım. Onlar çoğaldıkça, eylem yaptıkça ben keyifleniyorum. Onlar hiç bir partiye bağlı değil. Devletimizi kavgalı olduğu Suriye, Irak, Libya gençleri ile birleşmeleri, bütün dünyadan Avustralya’ya kadar gençlerin onlara katılması, onların ne kadar güçlü olduklarını gösteriyor. Herkesin onlara yardım etmesini öneriyorum.

Atatürk’ün ülkemizi askerlere değil de gençlere emanet etmesinin nedenini şimdi daha iyi anlıyorum . Düşünceleri ne olursa olsun bütün gençlerimizin Türkiye Gençlik Birliği’ne katılması için çağrı yapıyorum. Çünkü bu topraklar sizlerin, onun üzerinde rahat oturabilmeniz uygarlığa uymanız ile olur ancak.
Sözlerimi bitirirken halkımızın genci, yaşlısı, inançlısı, inançsızına bu kitabı, “Şu Çılgın Gençleri” okumasını öneriyorum.

Muazzez İlmiye Çığ

Paylaş: