Bugünkü (15.08.2014) Yeni Şafak gazetesinde Yusuf Kaplan yeni Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan’a 20 önemli(!) öneride bulunmuş. “İslami şuuru gelişkin, özgüveni yüksek, komplekssiz bir gençlik yetiştirmek için; ‘bizim’ öncü kuşaklarımızı ‘bizim’ medeniyet iddialarımız doğrultusunda yetiştiren pilot üniversiteler kurulmalı ve başka kültürlerin gönüllü acentalığını yapan Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve ODTÜ yıkılmalıdır.” demiş.
Cumhuriyet-gericilik savaşının had safhada olduğu ve muhafazakârlaşan toplum algısının yaratılmaya çalışıldığı bu günlerde bu tarz saldırıları çok görüyoruz. Bahsi geçen medeniyet anlayışı ve gelecek planları tümüyle gerçek dışıdır! Üniversitelere ve bilime tinerci değil dindar nesil yetiştirme araçları gözüyle bakanların gelebileceği nokta ancak budur.
Bizim medeniyet iddiamızda gericiliğin, din sömürücülüğünün yeri yoktur; laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim anlayışı vardır. Atatürk’ün “Dünya’da her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir.” sözü bizim için her zaman yol gösterici olmaya devam edecektir ve bu ilim, fen anlayışında safsatalara ve hurafelere yer yoktur.
Belki görmüşsünüzdür, yeni açıklanan TÜBİTAK’ın hazırladığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nde Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi ilk dörtte yer aldı.(1) ODTÜ bu yıl Times Higher Education (THE) tarafından oluşturulan Dünya Saygınlık Sıralamasında ilk 80’de yer alan tek Türk üniversitesi oldu.(2) Yine aynı kurumun hazırladığı Dünyanın En İyi 400 Üniversitesi 2013-2014 Sıralamasında Boğaziçi Üniversitesi ilk 200’e girdi; ODTÜ, İTÜ, Bilkent Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi onu takip etti.(3) Bugün bu üniversiteler Türkiye’nin en başarılı üniversiteleridir. Kendi alanlarında hem Türkiye’de hem dünyada büyük başarılar elde eden bu üniversitelere böyle fütursuzca dil uzatmalarına şaşıyoruz doğrusu.
Üniversite öğrencileri olarak üniversite demenin Türkiye demek olduğunun bilincindeyiz. Üniversiteye yönelen her saldırı Türkiye’ye yapılan saldırıdır. Üniversitelerin muhafazakârlaşması, Türkiye’nin ve milletin muhafazakârlaşması ve gericileşmesi demektir. Türkiye Gençlik Birliği olarak biz Cumhuriyet Devrimlerinin savunucusuyuz. Atatürk İlke ve Devrimlerini esas alan milli bir hükümetin kurulmasını istiyoruz. Üniversitelerdeki mücadelemizde de laik ve halkçı bir Türkiye’ye yakışan parasız, bilimsel ve milli eğitimi savunuyoruz. Bu doğrultuda üniversitelerimizi bu gerici-yobaz zihniyetten kurtarmayı bir görev bildiğimiz gibi Batı emperyalizminin üniversitelerdeki izdüşümü olan yabancı dilde eğitime ve halktan soyutlanmış, bireysel faydaları ve kısa yoldan yükselme hayallerini birincil konuma getiren bir eğitim sistemine de karşı çıkıyoruz. ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi başta olmak üzere tüm üniversitelerimizi bu iki anlayıştan da kurtarmak bizim görevimizdir.
Tüm bu söylediklerimin ışığında şunu açıkça belirtiyorum: Ne Tayyip sultan olabilir ne üniversitelerimiz medreselere dönüştürülebilir! Tayyip Erdoğanların saltanatı ve ılımlı İslam projelerinin Cumhuriyet karşıtı uygulamaları yok olmaya mahkûmdur. Türk Gençliği laik, demokratik ve bilimi yol gösterici olarak benimseyen Cumhuriyet kurumlarını inşa edecek ve toplumun çıkarları için bilim üreten, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’’ nesiller yetiştiren özerk üniversiteler devrini açacaktır.
Dipnotlar:
(1) http://www.tubitak.gov.tr/tr/kurumsal/politikalar/icerik-girisimci-ve-yenilikci-universite-endeksi
(2) http://www.timeshighereducation.co.uk/world-university-rankings/2014/reputation-ranking/range/71-80
(3) http://www.timeshighereducation.co.uk/world-university-rankings/2013-14/world-ranking
Kibele Su Taşçı
ODTÜ öğrencisi
tgb.gen.tr
Bugünkü (15.08.2014) Yeni Şafak gazetesinde Yusuf Kaplan yeni Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan’a 20 önemli(!) öneride bulunmuş. “İslami şuuru gelişkin, özgüveni yüksek, komplekssiz bir gençlik yetiştirmek için; ‘bizim’ öncü kuşaklarımızı ‘bizim’ medeniyet iddialarımız doğrultusunda yetiştiren pilot üniversiteler kurulmalı ve başka kültürlerin gönüllü acentalığını yapan Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve ODTÜ yıkılmalıdır.” demiş.
Cumhuriyet-gericilik savaşının had safhada olduğu ve muhafazakârlaşan toplum algısının yaratılmaya çalışıldığı bu günlerde bu tarz saldırıları çok görüyoruz. Bahsi geçen medeniyet anlayışı ve gelecek planları tümüyle gerçek dışıdır! Üniversitelere ve bilime tinerci değil dindar nesil yetiştirme araçları gözüyle bakanların gelebileceği nokta ancak budur.
Bizim medeniyet iddiamızda gericiliğin, din sömürücülüğünün yeri yoktur; laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim anlayışı vardır. Atatürk’ün “Dünya’da her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir.” sözü bizim için her zaman yol gösterici olmaya devam edecektir ve bu ilim, fen anlayışında safsatalara ve hurafelere yer yoktur.
Belki görmüşsünüzdür, yeni açıklanan TÜBİTAK’ın hazırladığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nde Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi ilk dörtte yer aldı.(1) ODTÜ bu yıl Times Higher Education (THE) tarafından oluşturulan Dünya Saygınlık Sıralamasında ilk 80’de yer alan tek Türk üniversitesi oldu.(2) Yine aynı kurumun hazırladığı Dünyanın En İyi 400 Üniversitesi 2013-2014 Sıralamasında Boğaziçi Üniversitesi ilk 200’e girdi; ODTÜ, İTÜ, Bilkent Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi onu takip etti.(3) Bugün bu üniversiteler Türkiye’nin en başarılı üniversiteleridir. Kendi alanlarında hem Türkiye’de hem dünyada büyük başarılar elde eden bu üniversitelere böyle fütursuzca dil uzatmalarına şaşıyoruz doğrusu.
Üniversite öğrencileri olarak üniversite demenin Türkiye demek olduğunun bilincindeyiz. Üniversiteye yönelen her saldırı Türkiye’ye yapılan saldırıdır. Üniversitelerin muhafazakârlaşması, Türkiye’nin ve milletin muhafazakârlaşması ve gericileşmesi demektir. Türkiye Gençlik Birliği olarak biz Cumhuriyet Devrimlerinin savunucusuyuz. Atatürk İlke ve Devrimlerini esas alan milli bir hükümetin kurulmasını istiyoruz. Üniversitelerdeki mücadelemizde de laik ve halkçı bir Türkiye’ye yakışan parasız, bilimsel ve milli eğitimi savunuyoruz. Bu doğrultuda üniversitelerimizi bu gerici-yobaz zihniyetten kurtarmayı bir görev bildiğimiz gibi Batı emperyalizminin üniversitelerdeki izdüşümü olan yabancı dilde eğitime ve halktan soyutlanmış, bireysel faydaları ve kısa yoldan yükselme hayallerini birincil konuma getiren bir eğitim sistemine de karşı çıkıyoruz. ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi başta olmak üzere tüm üniversitelerimizi bu iki anlayıştan da kurtarmak bizim görevimizdir.
Tüm bu söylediklerimin ışığında şunu açıkça belirtiyorum: Ne Tayyip sultan olabilir ne üniversitelerimiz medreselere dönüştürülebilir! Tayyip Erdoğanların saltanatı ve ılımlı İslam projelerinin Cumhuriyet karşıtı uygulamaları yok olmaya mahkûmdur. Türk Gençliği laik, demokratik ve bilimi yol gösterici olarak benimseyen Cumhuriyet kurumlarını inşa edecek ve toplumun çıkarları için bilim üreten, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’’ nesiller yetiştiren özerk üniversiteler devrini açacaktır.
Dipnotlar:
(1) http://www.tubitak.gov.tr/tr/kurumsal/politikalar/icerik-girisimci-ve-yenilikci-universite-endeksi
(2) http://www.timeshighereducation.co.uk/world-university-rankings/2014/reputation-ranking/range/71-80
(3) http://www.timeshighereducation.co.uk/world-university-rankings/2013-14/world-ranking
Kibele Su Taşçı
ODTÜ öğrencisi
tgb.gen.tr





