Sayın Genel Başkanım,
Değerli Konuklar,
Basınımızın değerli temsilcileri,
Türkiye’mizin her bucağından, her köşesinden büyük çözümlerin karargahı Ankara’da büyük kararların meşalesini yakmak üzere bir araya gelen 62 farklı üniversitenin değerli temsilcileri,
Hepiniz Çalışan Gençlik Üreten Türkiye Kurultayı’mıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
İnsanlık binlerce yıldır toprağa tohum atıyor. O tohumun filizleneceğine olan inançla çalışıyor. Ektiğini biçmenin umuduyla işine sarılıyor. İnsanlığı iyimserlik ilerletiyor. Çünkü yaşamın cevheri iyimserliktir, umuttur. Ekmek ve su gibidir.
Bu yüzden değerli arkadaşlar, Kurultayımızı iyimserlikle açıyoruz. Türk Gençliği olarak önümüzdeki zorluklara meydan okuyoruz. Gençliğin baş düşmanı karamsarlıktır. Yürekleri kararanlar, umutları kırılanlar, nefesi tükenenler bu salona baksın. Bizleri izlesin. Gözlerimizin içine baksın. Yüreklerimizdeki ateşi görsün. Türkiye’ye bugün bu salondan umut taşıyacağız, güven taşıyacağız, inanç taşıyacağız.
Çağlar boyu tarihin dönüm noktası olmuş kadim Anadolumuzun dört bir bucağından; Konya Ovasından, Çukurova’dan, Antalya’dan, Zonguldak’ın maden yataklarından, İstanbul’un fabrikalarından her sabah iş başı yapan üretici umutlarını Türk Devrimi’nin muzaffer Ankarasına getirdiniz.
Şimdi o umutları, gençliğin dinamizmi ve heyecanıyla işlemek üzere bu salonda buluştuk.
Türkiyemiz bugün Üretim Devrimi koşullarındadır. Köklü sorunlarını ancak Üretim Devrimiyle aşabilecek durumdadır. işte
Bu devrimin en dinamik gücü, gençliktir. Bugün, burada toplanan binlerce gençle ve çok değerli konuşmacılarımızla önümüzdeki Üretim Devriminin yol haritasını konuşacağız ve gençliğin görevlerini saptayacağız. Büyük çözümlerle bu salondan çıkacağız!
Kurultay, bizim kültürümüzde bayramdır; kurultay, işin başına geçmektir.
İşte bugün Üreten Türkiye için iş başı yaptığımızı bütün Türkiye’ye ve Dünya’ya ilan ediyoruz!
Bütün inancımızı ve irademizi ortaya koyuyoruz. Taleplerimiz var! Arzularımız var! Söyleyecek sözümüz var!
Hepsi Üreten Türkiye için, hepsi geleceğe dair, hepsi yapıcı, hepsi çözüm odaklı!
Yakınma yok, dert yanmak yok, ağlamak ve sızlanmak yok. Başı dik Türk Gençliğinin, Üreten Türkiye için, çalışmak için çözümleri var.
Bugün de Türkiyemiz zorlu bir sürecin içine girmiştir. Güvenlikte ve ekonomide karşı karşıya olduğumuz büyük tehditlerin farkındayız.
Büyük zorluklar, büyük çözümlere gebedir. Zorluktaki ışığı görüyoruz. Krizin içindeki tarihi fırsatı görüyoruz. İçinde bulunduğumuz Ekonomik Kurtuluş Savaşında Türk Gençliğinin tarihsel rolünü ve krizin getirdiği tarihi fırsatları görüyoruz.
Kendimize güveniyoruz. Sırtımızı yasladığımız Binlerce yıllık imparatorluklar birikimi ve Atatürk Devrimimiz var.
1930’lu yıllarda Türkiye ekonomisini şaha kaldıran ve Dünya şampiyonu yapan bilincin yarattığı miras var.
Eşsiz bir milletimiz, çalışkan, fedakar, faziletli üreticilerimiz, Büyük bir insan kaynağımız ve bu birikimin merkezinde bir gençliğimiz var.
Tertemiz alın terimiz ve sarsılmaz karakterimiz var.
En büyük üstünlüğümüz, dünyaya emsal olmuş adımız, tarihe atılmış imzamız var. Bugünün Gençtürkleriyiz.
Çalışacağız. Ellerimiz iş tutacak. Yüzlerimiz güneşte yanacak. Ayaklarımız toprağa basacak.
Bu ülke için, bu büyük Millet için mutlulukla çalışacağız, mutlulukla üreteceğiz.
Yarının yapıcılarıyız! Üreten Türkiye’nin yapıcıları olacağız.
Sözlerimi, Nazım Hikmet’in, Kurultayımızın felsefesine ışık tutacak o güzel Yapıcılar şiiriyle tamamlamak istiyorum.
KANTER İÇİNDE
Yapıcılar türkü söylüyor
Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.
Bu iş biraz zor.
Yapıcıların yüreği
bayram yeri gibi cıvıl cıvıl
ama yapı yeri bayram yeri değil.
yapı yeri toz toprak.
Çamur, kar.
Yapı yerinde ayağın burkulur
ellerin kanar.
Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli
her zaman sıcak,
ne ekmek her zaman pamuk gibi yumuşak
ne herkes kahraman
ne dostlar vefalı her zaman.
Türkü söyler gibi yapılmıyor yapı
bu iş biraz zor,
zor ama
yapı yükseliyor, yükseliyor.
Saksılar konuldu pencerelere
alt katlarında.
İlk balkonlara güneş taşıyor kuşlar
kanatlarında.
Bir yürek çarpıntısı var her putrelind
her tuğlasında
her kerpicinde.
Yükseliyor, yükseliyor yapı
kanter içinde.
Sayın Genel Başkanım,
Değerli Konuklar,
Basınımızın değerli temsilcileri,
Türkiye’mizin her bucağından, her köşesinden büyük çözümlerin karargahı Ankara’da büyük kararların meşalesini yakmak üzere bir araya gelen 62 farklı üniversitenin değerli temsilcileri,
Hepiniz Çalışan Gençlik Üreten Türkiye Kurultayı’mıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
İnsanlık binlerce yıldır toprağa tohum atıyor. O tohumun filizleneceğine olan inançla çalışıyor. Ektiğini biçmenin umuduyla işine sarılıyor. İnsanlığı iyimserlik ilerletiyor. Çünkü yaşamın cevheri iyimserliktir, umuttur. Ekmek ve su gibidir.
Bu yüzden değerli arkadaşlar, Kurultayımızı iyimserlikle açıyoruz. Türk Gençliği olarak önümüzdeki zorluklara meydan okuyoruz. Gençliğin baş düşmanı karamsarlıktır. Yürekleri kararanlar, umutları kırılanlar, nefesi tükenenler bu salona baksın. Bizleri izlesin. Gözlerimizin içine baksın. Yüreklerimizdeki ateşi görsün. Türkiye’ye bugün bu salondan umut taşıyacağız, güven taşıyacağız, inanç taşıyacağız.
Çağlar boyu tarihin dönüm noktası olmuş kadim Anadolumuzun dört bir bucağından; Konya Ovasından, Çukurova’dan, Antalya’dan, Zonguldak’ın maden yataklarından, İstanbul’un fabrikalarından her sabah iş başı yapan üretici umutlarını Türk Devrimi’nin muzaffer Ankarasına getirdiniz.
Şimdi o umutları, gençliğin dinamizmi ve heyecanıyla işlemek üzere bu salonda buluştuk.
Türkiyemiz bugün Üretim Devrimi koşullarındadır. Köklü sorunlarını ancak Üretim Devrimiyle aşabilecek durumdadır. işte
Bu devrimin en dinamik gücü, gençliktir. Bugün, burada toplanan binlerce gençle ve çok değerli konuşmacılarımızla önümüzdeki Üretim Devriminin yol haritasını konuşacağız ve gençliğin görevlerini saptayacağız. Büyük çözümlerle bu salondan çıkacağız!
Kurultay, bizim kültürümüzde bayramdır; kurultay, işin başına geçmektir.
İşte bugün Üreten Türkiye için iş başı yaptığımızı bütün Türkiye’ye ve Dünya’ya ilan ediyoruz!
Bütün inancımızı ve irademizi ortaya koyuyoruz. Taleplerimiz var! Arzularımız var! Söyleyecek sözümüz var!
Hepsi Üreten Türkiye için, hepsi geleceğe dair, hepsi yapıcı, hepsi çözüm odaklı!
Yakınma yok, dert yanmak yok, ağlamak ve sızlanmak yok. Başı dik Türk Gençliğinin, Üreten Türkiye için, çalışmak için çözümleri var.
Bugün de Türkiyemiz zorlu bir sürecin içine girmiştir. Güvenlikte ve ekonomide karşı karşıya olduğumuz büyük tehditlerin farkındayız.
Büyük zorluklar, büyük çözümlere gebedir. Zorluktaki ışığı görüyoruz. Krizin içindeki tarihi fırsatı görüyoruz. İçinde bulunduğumuz Ekonomik Kurtuluş Savaşında Türk Gençliğinin tarihsel rolünü ve krizin getirdiği tarihi fırsatları görüyoruz.
Kendimize güveniyoruz. Sırtımızı yasladığımız Binlerce yıllık imparatorluklar birikimi ve Atatürk Devrimimiz var.
1930’lu yıllarda Türkiye ekonomisini şaha kaldıran ve Dünya şampiyonu yapan bilincin yarattığı miras var.
Eşsiz bir milletimiz, çalışkan, fedakar, faziletli üreticilerimiz, Büyük bir insan kaynağımız ve bu birikimin merkezinde bir gençliğimiz var.
Tertemiz alın terimiz ve sarsılmaz karakterimiz var.
En büyük üstünlüğümüz, dünyaya emsal olmuş adımız, tarihe atılmış imzamız var. Bugünün Gençtürkleriyiz.
Çalışacağız. Ellerimiz iş tutacak. Yüzlerimiz güneşte yanacak. Ayaklarımız toprağa basacak.
Bu ülke için, bu büyük Millet için mutlulukla çalışacağız, mutlulukla üreteceğiz.
Yarının yapıcılarıyız! Üreten Türkiye’nin yapıcıları olacağız.
Sözlerimi, Nazım Hikmet’in, Kurultayımızın felsefesine ışık tutacak o güzel Yapıcılar şiiriyle tamamlamak istiyorum.
KANTER İÇİNDE
Yapıcılar türkü söylüyor
Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.
Bu iş biraz zor.
Yapıcıların yüreği
bayram yeri gibi cıvıl cıvıl
ama yapı yeri bayram yeri değil.
yapı yeri toz toprak.
Çamur, kar.
Yapı yerinde ayağın burkulur
ellerin kanar.
Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli
her zaman sıcak,
ne ekmek her zaman pamuk gibi yumuşak
ne herkes kahraman
ne dostlar vefalı her zaman.
Türkü söyler gibi yapılmıyor yapı
bu iş biraz zor,
zor ama
yapı yükseliyor, yükseliyor.
Saksılar konuldu pencerelere
alt katlarında.
İlk balkonlara güneş taşıyor kuşlar
kanatlarında.
Bir yürek çarpıntısı var her putrelind
her tuğlasında
her kerpicinde.
Yükseliyor, yükseliyor yapı
kanter içinde.





