En Büyük Zafer: Silivri

‘’Yeminler edildi, yıkılacak Silivri’’ sloganlarını atarken sesimiz ‘’dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten’’ diyen Namık Kemal’e uzanıyordu.

En Büyük Zafer: Silivri
Görkem Gözet
Görkem Gözet
GENEL BAşKAN YARDıMCıSı

Türkiye’nin bugün kazandığı tüm zaferlerin arkasında Silivri zindanlarının yıkılması vardır. Silivri kal’asının düşmesinde TGB’nin emeği büyüktür. 15. yılımızı değerlendirirken Silivri muharebelerine ayrı bir parantez açmayı önemli görüyoruz.
13 Aralık 2012, 8 Nisan 2013 ve 5 Ağustos 2013 tarihlerinde TGB önderliğinde Silivri kapılarına dayanan halk hareketi, Silivri’deki vatanseverleri özgürleştirerek Türkiye’yi emperyalist prangalarından kurtarmıştı.
TGB’nin de yargılandığı Ergenekon ve Balyoz davaları başından beri ABD’nin operasyonuydu. Amaç belliydi; Türk ordusunun komutanlarını esir alarak savaşamayacak hale getirmek, o dönemki İşçi Partisi (Vatan Partisi) yöneticilerini ve TGB’lileri hapislere atarak Türkiye’nin Amerikan planlarında rol oynamasını sağlamak.
Taraf gazetesi yalan haberlerle kamuoyu oluşturuyor, Zekeriya Özler özel talimatla mahkeme kararı çıkartıyordu. Ramazan Akyürek’in FETÖ’cü polisleri mesele Ergenekon olunca hâkimini de savcısını da ‘tanımıyorlardı.’ Devletin içine yuvalanan F-Tipi ekibin sahte delillerle ve uydurma gizli tanık ifadeleriyle yürüttüğü operasyon büyük mücadeleler sonucunda son buldu. ABD’nin 50 yıldan beri beslediği FETÖ için sonun başlangıcı yakındı.
Silivri duvarlarının yıkılmasındaki en büyük etken milleti birleştirmek, doğru bir eylem çizgisi izlemek, hedefe ABD emperyalizmini koymak… Bu formül bugün de geçerliliğini koruyor. O dönem içerisinde bile davanın esas hedefini anlamayan ya da anlamak istemeyen aydınlar bulunuyordu. Kimileri sadece hukukun çiğnendiğinden bahsetti, kimileri de ‘’Ben Ergenekoncu değilim, gazeteciyim.’’ diyerek kendini aklamaya çalıştı. Teşkilatsızlığın sonu rüzgârda yaprak gibi savrulmaktır. Yaprağın türü ya da cinsi önemli değildir, yaprak savrulmuştur bir kez artık.
Türkiye Gençlik Birliği rüzgârda savrulmayan ağaç gibidir. Kökü 200 yıllık Türk devrimciliğine dayanır. O kök, Belgrat ormanlarında filizlenmiştir. Silivri zindanının önünde ‘’Yeminler edildi, yıkılacak Silivri’’ sloganlarını atarken sesimiz ‘’dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten’’ diyen Namık Kemal’e uzanıyordu. Mustafa Kemallerin Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin kuruluşunda ettikleri yemin, gecenin ıssız ayazında yanan çoban ateşinin önünde, imanlı yüreklerin çarptığı Silivri çadırında her gün yeniden ediliyordu.

Her zafer yeni bir zafere gebedir.

Hayat bunu kanıtladı. Silivri zaferinden sonra Türkiye’nin attığı adımları göz önüne getirdiğimizde o günlerin ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha bilincimize çıkartıyoruz.
Silivri duvarları yıkıldıktan sonra Vatan Savaşı fiilen başladı. Türk ordusu prangalardan kurtulunca Mehmetçik yurt içinde ve dışında PKK terörüne karşı operasyonlar başlattı. Açılım, bu fiili mücadeleyle rafa kaldırıldı. Hendekler Mehmetçik’e engel olamadı, ABD’nin kara gücüm dediği PKK telsiz konuşmalarından öğrendiğimize göre ağlayarak bitme noktasına geldi.
15 Temmuz Amerikancı darbe girişimi püskürtüldü. Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında suçsuzluğu kanıtlanan vatansever komutanlar ordudaki görevlerine geri döndü. Amerikancı kalkışma başladığı andan itibaren FETÖ’cülere geçit verilmedi. Ömer Halisdemir bu fedai kuşağının temsilcisiydi. Ordu-millet formülü sınandı ve başarıya ulaştı. 16 Temmuz sabahı tüm devlet kurumlarında Atatürk posteri asılıydı. Atatürk’ün programı geçerliliğini koruyordu ve Nazım’ın "Bıraksalar, ince uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak, Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı." diyerek bahsettiği gerçek yeniden gerçek oldu.
Yüz bin, rakamla ifade edersek 100.000 FETÖ’cü yargıdan, emniyetten ve TSK’dan temizlendi. Türkiye’nin devrimci bir sürecin içinde olduğunun göstergesidir bu. ÖSYM sorularını çalan, milletin parasıyla maklubeye kaşık sallayan, hukuksuzca devlet kurumlarını işgal eden ABD’nin yeşil kuşağı hapsi boyladı. İbretliktir, o vatanseverlerin kaldığı koğuşta, yattığı yatakta yatıyor her biri.
Tüm bu saydıklarımızı 6 yıllık mücadelenin sonucunda başarıya ulaştırdık. Türkiye’nin 60 yılını garanti altına aldık.
Geride bıraktığımız 15 yıl zaferlerle doludur.
TGB, ‘’Varlığım Türk varlığına armağan olsun.’’ felsefesinin vücut bulmuş halidir. Tüm zaferler bu felsefeyle kazanılmıştır.
Şimdi bu zaferleri daha büyük zaferlerle taçlandırma vaktidir.
15 yıllık birikimi nice 15 yıllara taşıma kararlılığıyla…
‘’Gençlik Birliğe, Tam Bağımsız Türkiye!’’

TGB Genel Başkan Yardımcısı
Görkem Gözet

Tarih:
Diğer Haberler