Tüketimde Son Evre: Kara Cuma

Fiyatlar ucuzladı diyerek kendini kaybeden bireyin kredi borcu geldiğinde pişman olacağından hiç şüphemiz yok.

Tüketimde Son Evre: Kara Cuma
Nilay Güven
Nilay Güven

“Kara Cuma” bir diğer adıyla nam-ı değer tüketim çılgınlığı. Birbirini ezenler, yarışanlar, kapışanlar bu günlerde gün yüzüne çıkıyor. Dahası alışveriş merkezlerinin kapılarını zorlayanlar, kart limitlerini arttıranlar, sırf bugün için kredi çekenler, indirimden çok ucuza aldım diye kendini tasarruflu ilan edenlerle de burada karşılaşıyoruz.

Neden Kara? Neden Cuma?

“Black Friday” yani “Kara Cuma” tanımı, 1950’li yıllarda Philadelphia şehri polisi tarafından, her yıl Şükran Günü’nün ardından ordu ve donanma arasında oynanan Amerikan futbolu maçını izlemek için şehre akın eden turistler ve alışveriş meraklılarının yarattığı kaosu anlatmak için kullanılmıştı. 1960’lı yıllarda ise kalabalığın yarattığı sıkıntılarla beraber “Black Friday” tanımı Phidelphia’da o kadar yaygın bir hale gelmişti ki “Kara Cuma” adının olumsuz bir efsane yaratmasından korkan şehrin ileri gelenleri, günün adını “Big Friday”, “Büyük Cuma” olarak değiştirmek istediler fakat başaramadılar.

Cuma olmasına ise bir dönem kafayı takıp, tepki gösteren Türk milletinin gönlünü de çok çabuk aldı Kara Cuma. İslam aleminde kutsal gün olarak sayılan cuma günü artık kara değil “Efsane Cuma”, “Çılgın Cuma” olarak karşımıza çıkıyor. Kendimizi bu şeklide avutup ihtiyaçlarımızdan fazlasını almaya yöneliyoruz. Bizler de söylem dillerimizi düzeltip “Masum Cuma” diye çılgın indirimlerde(!) kendimizi kaybetmeye devam ediyoruz.

Kara Cuma’nın Kara Yüzü

Kara Cuma diye nitelendirilen ve hayatımızın belirli dönemlerine tüketim yoğunluğu ile damga vuran israf günüdür. Kara Cuma artık ülkemizde de yaygın olarak heyecanla beklenilen, at gözlüklerinin takılıp mağazalara odaklanılan bir gelenek haline gelmeye başladı. Kumbaralarımızın ve tüm birikimlerimizin düşmanı, en sonunda da ceplerimizi boş görene kadar dur durak bilmeyen bir bataklığa dönüştü. Bunun yaşanma sebebi ise küreselleşen ve tekelleşen, birbiriyle yararlı yararsız birçok bilgiyi paylaşan günümüz dünyasında birçok etkinliğin dünya çapına yayılmasıdır.

Bunun dışında market temelli bir gün olan kara cuma aslında markaların insanları avlamak için geliştirdiği günümüz etkinliklerinden biridir. İnsanların ihtiyaçlarını ve zevklerini daha ucuza elde etmelerini sağlayarak fazlasıyla popülerliğe ulaşmış ve ekonomik olarak bizi dar boğaza iten planlanmış bir çöplüktür. Bu çöplük önceden fiyatları arttırılıp sonra düşürülmüş gibi gösterilen ürünlerden ibarettir. Yalnızca bir hegemonya yaratılıp ekonomik olarak toplamda bir çıkmaza, tüketimin fazlasına, ihtiyaç ve isteklerin ayırt edilmemesine kadar bu kara indirim emperyalizm çöplüğünden başka bir yer değildir. Bu bir indirim değil hegemonyadır.

Bizi tüketmeye, rekabete, doyumsuzluğa iten bu kara gün bunlarla da sınırlı kalmıyor. Üretim ekonomisinden uzaklaştırıp bireyci, bencil hazzın ağına itiyor ve burada çırpındıkça daha da ağa sarılmamıza neden oluyor. Bu meta deliliği kapitalizmin değerleridir. Ucuz ve kolay ulaşılabilir gibi görünen birbirinin aynı ürünleri yarıştırıp allayıp pullayıp her yerde karşımıza çıkaran sistem insanı hapsetmeye ve yalnızlığa davet ediyor. Oysa bizim kültürümüz kapital hastalıkları barındırmaz. Bizler paylaşmayı, arkadaşlığı ve mütevaziliği barındırırız kültürümüzde. İsraf, bireysellik ve pragmatist duyguları kamçılamaktadır. Ferdiyetçilik ve pragmatizm insanı fedakârlık anlayışından uzaklaştırarak kişileri “kendi hayatını yaşama” anlayışıyla başkaları adına verici olmaktan alıkoyuyor. Bu da bizi ihtiyaçlarımızın ötesine zevklerimiz için beğenip beğenmememiz fark etmeksizin popüler olanı almaya, sahip olma arzusundan kaynaklı etrafımızı görememeye sürükler.

Emperyalizm Tüketim Çılgınlığını Hayatımıza Nasıl Uyarladı?

Tüketim kaçınılmaz bir istek ve ihtiyaçlar silsilesidir. Fakat aşırısı neden? İşte bu sorunun cevabı çok uzağımızda değil. Evimizdeki televizyonlar, telefonlar, yer yer radyolar, mağazaların “çılgın indirim” kampanyaları, tonlarca para dökülen reklam panoları ile ilmek ilmek işlenmeye çalışılıyor. Televizyonda gördüğümüz zengin, her istediğine kolaylıkla sahip olan çocuk tiplemesi açlıkla sınanan tonlarca ailenin gördüğü bir rüyadan ibaret. İşte sistem o çocuğun kinlenmesinin, lüks yaşam yarışına katılmasının kapılarını sonuna kadar açmış avını bekliyor. Bizler elbette buna izin vermeyeceğiz. Gereksiz yere yapılan alışverişle, tüketimin fazlasına ve gösterişine kapılmayacağız. Yerli üretimlerimizi sonuna kadar destekleyip aslında arasında pek de bir fark olmayan fakat pahalı olmasından ötürü bize daha cazip gelen ürünlerden de uzak duracağız. Fiyatlar ucuzladı diyerek kendini kaybeden bireyin kredi borcu geldiğinde pişman olacağından hiç şüphemiz yok.

Kara Cuma mı Büyük Türk Milleti mi?

“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” demiş Mustafa Kemal Atatürk. Ne yazık ki bu tüketim çılgınlığı, elindeki telefonun bir üst modeline ulaşma arzusu milletimizin gözünü efsane günleriyle boyamış durumda. Bu kara günlerde israftan başımızı kaldırıp baktığımızda acı gerçekle karşılaşıyoruz. Etrafımızda yarışmaya çalıştığımız dostlarımız kalmamış, borç bataklığının ortasında yüzüyoruz. Üretim ekonomisinin uzattığı yardım elini görmemişiz. Ekonominin matemine ortak olmuşuz ve daha da kötüsü kendimizi tanıyamaz olmuşuz. Bizler yıllardır söylediğimiz gibi bu borçlanma ekonomisinden sıyrılıp Mustafa Kemal Atatürk’ün de yaptığı gibi üretim ekonomisine geçişte bir köprü görevi görmeye hazırız. Ülkemizin yaşadığı ekonomik krizleri aşmanın tek yolu üretim ekonomisidir. Bu bataklığa düşen her bireyimizin bunları da göz önünde bulundurması elzemdir. Üretimin olduğu, refah seviyesinin arttığı bir dünya mümkün. İnsanın insana yabancılaşmadığı, üstüne basıp yükselmeye çalışmadığı bir dünya mümkün. Türkiye Gençlik Birliği olarak milletimizin bu algı operasyonlarına, hegemonyalara aldanmaması için her zaman mücadelemize devam edeceğiz. Gelin bu mücadelede emperyalizme karşı birlikte savaşalım ve Türk milletinin Kara Cumaları, emperyalist kuvvetleri yerle bir edişinde bir de cepheden karşı koyalım.

Nilay Güven

TGB Antalya İl Yöneticisi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler