Tunç Soyer Zizek’e Zizek PKK’ya Sevdalı

Zizek felsefeci değil, PKK destekçisidir. Bu akılsızlaştırmanın Türkiye’yi Türk milletini esir alması mümkün değildir.

Tunç Soyer Zizek’e Zizek PKK’ya Sevdalı
Aylin Kum
Aylin Kum
YAZAR

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “İzmir Sanal Günleri” kapsamında PKK destekçisi Slavoj Zizek ile yapılması planlanan “Dünyayı Felsefe İle Anlamak” etkinliğine, TGB olarak Vatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Cumhuriyet Kadınları Derneği, 1881 Derneği, Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği, Şehit Asker ve Şehit Polis Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile başta olmak üzere İzmir’in vatansever halkı ile birlikte Kurtuluş’un en büyük sembollerinden olan Hasan Tahsin anıtının önünden yanıt verdik.
Verdiğimiz bu yanıt İzmirlilerin, Türk milletinin yüreğine su serperken terör destekçilerinin ellerine dolandığını görüyoruz.
Güya özgürlükçüler, güya entelektüellik düşkünleri Zizek’in kimliğini saklayarak ‘TGB, felsefeye karşı’ ‘Düşünce özgürlüğüne karşı çıkış’ şeklinde yayınlar yaptılar.
Bu karşı çıkışların bir kısmı bilinçli ve Zizek’in gerçek kimliğini felsefe üzerinden savunmaya yönelikken bazısı da gözünü gerçeğe kapatmaktan kaynaklı diye görüyoruz.
Atalarımız demiş ya ‘Düşmanımın dostu düşmanımdır.’ diye. Savaşlarda, yapılması gereken herhangi bir işte her zaman bu temel esas olmuştur. Şimdi bu yazıyla beraber çok basit bir denklem kuracağız.
Zizek kimdir, Zizek’in konuşturulması kime yarıyor, dün yaptığımız eylem kimleri rahatsız etti, kimleri sevindirdi?
Yazının içinde vereceğimiz yanıtlara denklemin ortaya çıkacağını düşünüyoruz.

SÖZDE FİLOZOF ÖZDE PKK DESTEKÇİSİ
Slovak kökenli Slavoj Zizek, neoliberal solun en büyük temsilcilerinin başında gelmektedir. Lenin’in emperyalizm teorisinin yakınından değil tam karşısından geçinen bu solcu düşünür 20. yüzyılın en temel çelişkisi olan ezen ezilen millet kavramının tam karşısında konumlanan bir neoliberal solcudur.
PKK’nın kendini güya Marksist Leninist bir örgüt olarak tanımlaması nasıl büyük bir gaflet ve ironi ise, Zizek’in Marksist ya da solcu olarak tanımlanması o kadar büyük bir gaflet ve yanlışlıktır.
Zizek’in solculuğu, Zizek’in özgürlükçülüğü devleti terörist olarak tanımlamaktan öte değildir. Bu zata göre terörist olan PKK değil, devlettir. Sadece Türkiye Cumhuriyeti değil, devletlerin hepsini terörist olarak tanımlamaktadır.
Çünkü devlet bir baskı aracıdır. Çünkü devlet azınlıkların haklarını ortadan kaldırıp onları istemedikleri bir milletin parçası haline getirmektedir. Bu düşüncenin dayanağını kendiside açıklamaktadır. Zizek’e göre Osmanlı, Türkiye Cumhuriyetinden daha özgürlükçüdür. Çünkü Osmanlı’da azınlık hakları vardır. Fakat Jön Türklerin mirasını sırtlanan Türk Devrimi, terörizmin önünü açmıştır.
Bütün bunlardan Zizek’in ne Fransız devrimini, ne Rus Devrimi’ni, ne Çin ne de Türk Devrimi’ni anlayabilmesi, bu devrimlerin milletleşme sürecine var olan etkisi ve ilericiliğini anlayabilmesinin mümkünatı yoktur.
Bilimi, tarihi bu kadar anlamayan dolayısıyla solculuğu azınlık hakları savunuculuğu sanan emperyalist sistemin maşası olmasından normal bir durum yoktur. Zizek’in temsil ettiği fikir Neoliberalizmin getirdiği solculuktur.Zizek, neo-solculuğunu, Türkiye’ye düşmanlığını aşağıdaki söylemleri ile de kanıtlamıştır;

1.Öcalan’ı bir kez cezaevinde ziyaret etmek isterim.1

2.Terörlerin en tehlikelisi olan devlet terörüne de karşı durmalıyız.2
 
3.Rejim yalnızca gaddar ve baskıcı olarak betimlenebilir. Türkiye’de barış, eşitlik ve özgürlük isteyenler için Kürtlerle diyalog kurmaktan başka bir alternatifi yok.3

4.Kürtlerin Amerikan askeri korumasından medet ummasından başka seçenek var mıydı?4

TUNÇ SOYER’İN KILAVUZU
Tunç Soyer’in ya da İBB’nin Zizek’in bu kimliği bilmemesi mümkün değildir. O etkinlikte Türkiye’nin aydın birikimi konuşturulmaz, Türkiye’nin vatanseverleri konuşturulmaz, Batı Asya haklarının savunucuları konuşturulmaz. Tunç Soyer’in düzenlediği etkinlikte ABD’nin neo-solcuları konuşturulabilir. Çünkü Tunç Soyer’de İzmir’i, ABD’nin Türkiyede yaratmak istediği iklime göre şekillendirmeye çalışmaktadır.
Tunç Soyer’in İzmir’i açılım başkenti yapmak istediğinden açık bir olgu yoktur. Bu olguya varmamızı sağlayan anlaşılması çok basit bazı nedenler var, onları sıralayalım;

1.Adaylık döneminde HDP mitinginde Kayyumları ve FETÖ’cülerin yayın organlarına olan baskınlara karşı çıkmıştır.

2.KHK'lar ile görevden alınan, KCK ile bağlantılı isimlerin belediyelerde hukuksuzca görev almasını sağlamıştır.

3.İBB’nin binasını LGBT’nin renklerine boyamış, LGBT’ye her türlü destek olacağının sözünü vermiştir.

4.Türkiye’nin taraf olmadığı İstanbul Sözleşmesinin hükümlerini uygulayacağını söylemiştir.

5.Kıbrıs için Kıbrıs’ı Kıbrıslılara bırakalım diyerek ABD’nin sözcülüğünü yapmıştır.

CHP’nin İBB Başkanı olarak Tunç soyer’in faaliyetleri İzmirliden çok FETÖ ve PKK’lılara yaramaktadır. PKK Destekçisi, Türk düşmanı Zizek ile yapılması planlanan etkinliğin başka bir amacı olamaz. Nerde Türkiye düşmanı, Türkiye’nin zararına olan varsa İzmir’de belediye aracılığıyla devreye sokulmaya çalışılmaktadır. O nedenle bizim anladığımız Tunç Soyer İzmir’i ABD’den yönetmeye çalışmaktadır.

EYLEMLE BİRLİKTE HAREKETE GEÇEN ‘ZEHİR’ ORGANLARI 
Bu gerçekleri Türk milletinin görmesini istemeyenler saldırması bir operasyon başlatmıştır.
Hem Zizek’in kimliğini hemde Tunç Soyer’in icraatini gizlemeye çalışanlar, gerçeğin üstünü kapatmak isteyenler saldırı bile olamayacak kadar niteliksiz ve aslında gerçeğin daha iyi görünmesini sağlayan haberlere imza atmıştır.
Eylemin Birgün, Halk TV, HDP’ye bu kadar rahatsızlık vermesi ABD’nin aparatlık görevine geçit vermeyeceğimizi ilan ettiğimiz içindir. Bakın dikkat edin. Tunç Soyer’e yapılan Amerika’nın aparatı eleştirisine bir tane yanıt gelmemektedir. Siz nasıl olurda İBB Başkanı’nı, CHP temsilcisini ABD ile yanyana anarsınız denilmemektedir. Bu bir utanç kaynağı, gocunacak bir şey değildir(!)
Karşıtlık, ‘LGBT ile resmi olmasında ne var?’ ‘Felsefecide mi konuşmayacak?’ şeklinde gelmektedir. ABD’nin uğradığı bozgununun cephesinin karşı çıkışıda yenilginin yarattığı söylemlerden ibarettir. O kadar zayıftır ki siyaseten bir argüman üretme yetisinden uzak, hakaret söylemleridir. Esasa değinmeyen, içi boş, akılsızlaşmış bu fikirlerin Türkiye’deki örgütleyicileri Birgün, Halk Tv, Tele1’den başkasının olmaması da olağandır.
Halk TV’nin haber başlığı ‘Felsefeden anladığımız! Dünyaca ünlü felsefeci protesto edildi’ şeklindedir.5 PKK destekçisi Zizek’in kimliği bu kadar açıkken güya sorgulayıcı yayın organlarının bunu gizlemesi ve Zizek’i süsleyip felsefeci olarak tanıtması, Türk Milleti’nin zekasını yok saymaktadır. Onlara göre Türk milleti düşünmeyen, sorgulamayan, algılarla yönetilen bir millettir fakat gerçek bunun tam tersidir. Türk milleti kimin ne olduğunu çok iyi görmektedir. Bu nedenle ABD emperyalizmine karşı cepheden tavır almaktadır.
Tabi her satıcının alıcısı vardır. Bunlar yayın organı değil satıcıdır. Çünkü kendileri ABD tarafından satın alınmıştır. O nedenle kitleyede alıcı - satıcı ilişkisi ile bakmaktadırlar. Güya halkı aydınlatmak için yayın hayatı yürüten bu organlar satın alındığı için Türk milletinin değil ABD’nin hizmetindedir.
Birgün, Halk TV gibi zehir organlarının alıcısı da yine ABD tarafından satın alınmıştır. O alıcılar HDP’den başkası değildir. HDP öyle bir telaşa bürünmüştür ki kendi hesapları yeterli olmayınca sahte hesaplara sarılıp provokasyon girişimleri başlatmıştır.
Sadece HDP değil, sağda solda kim kaldıysa harekete geçmiştir. Onlar belki henüz satılmamıştır fakat HDP’nin yarattığ cepheye açıktan hizmet ettikleri görülmektedir.
Eylem öyle bir yerine oturmuştur ki kimin telaşlandığı, kimin kaybettiği ortaya çıkmaktadır.
İşte denklem burada yerine oturmaktadır. Zizek PKK destekçisidir. Zizek’i bu etkinlikte konuşmacı yaptırmak isteyen Tunç Soyer İzmir’i açılım başkenti yapmak için faaliyet yürüten bir tavrı temsil etmektedir. Bunların söylenmesine karşı çıkanlar PKK’nın siyasi kolu HDP’dir. Karşı çıkışları peşmerge fotoğrafları atarak olmaktadır.

‘FELSEFE’ YAPANLARIN HEZİMETİ VE TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİ
Türkiye’nin zaferlere yürüdüğü bu denklemi kuranların çoğunlukta olmasından gözükmektedir. PKK’nın ve destekçilerinin ciğerini bilen Türk milleti bu provokasyonlara değer vermez. Onların söylemleri cevap verilecek seviyede değildir fakat yine de bir şeyi göstermiştir; eylem yerine ulaşmıştır.
Bataklıkta çırpınan dibe batması gibi karşı çıkışlar gelmektedir. Çırpında batacak olan bu akılsızlar için kopardığının kar olduğu küçük zaferler vardır. Fakat Türk gençliği olarak, Türk milleti olarak dibe batanların yanına verecek bir tane firemiz yoktur. O yüzden gözlerini elleriyle kapatmışın ellerini özgürleştirecek, kulaklarını tıkamışlara daha yüksek sesle sesleneceğiz.
Şimdi duymak istemeyenlere bir kez daha söyleyelim Zizek felsefeci değil, PKK destekçisidir. Bu akılsızlaştırmanın Türkiye’yi Türk milletini esir alması mümkün değildir. Fakat Türkiye düşmanlarının batacağı kesindir.
Türk gençliği oldukça, Türk milleti oldukça felsefe, kültür, demokrasi bahaneleri ile Türk Milletini Türkiye’yi düşmanları ile buluşturmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Türkiye düşmanları ile bir araya gelenler kaybedecektir.

Aylin Kum
TGB İzmir İl Başkanı

Kaynakça

1)   https://t24.com.tr/haber/filozof-slavoj-zizek-ocalani-ziyaret-etmek-isterim,313613

2)   https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/devlet-teroru-en-tehlikelisi-457265

3)   http://yeniyasamgazetesi2.com/slavoj-zizek-ocalana-yonelik-tecrit-kalkmalidir/

4)   https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/10/22/zizek-avrupa-solu-kurtlere-ihanet-ediyor

5)   https://halktv.com.tr/bilim-ve-teknoloji/felsefeden-anladigimiz-dunyaca-unlu-felsefeci-protesto-edildi-459453h

Tarih:
Diğer Haberler