“Başöğretmenin İzinde!”

“Başöğretmenin İzinde!”

YAZAR

Yıl 1921…

Yedi düvele karşı bağımsızlık savaşımız devam ediyor. Ateşten günlerdeyiz…
Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla büyük Türk Milleti nesi varsa ortaya koyuyor. Vatan için canını veriyor, destan o tarihlerde yazılıyor.

Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluşu işaret ediyor.

16 Temmuz 1921…

Bir yandan topraklarımızı paylaşma hevesinde olanlar bozguna uğratılıyor bir yandan da savaş koşullarında bile Maarif Kongresi toplanıyor. 

Atatürk bu önemli kongrenin açılışında yaptığı konuşmada şunları söylüyor: 

“En önemli en esaslı nokta eğitim meselesidir. Çünkü eğitim bir milletin ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.”

 

  İşte bu yüzden büyük sorumluluktur öğretmen olmak…

Kurtuluş Savaşı’nda bile geleceğin aydın nesillerini yetiştirmek için vazifeye atılmak demektir.

 

Ve bugün 24 Kasım.. Atatürk’ün başöğretmenlik ünvanının verildiği gün, “Öğretmenler Günü. Seneler önce ülkemizin emperyalist kuvvetlere karşı kazandığı zaferi eğitim ve bilimle taçlandırmak için şahlanılan o günün yıl dönümü.

 Cumhuriyet’in öğretmenleri de yıllardır başöğretmenin aşıladığı bu bilinçle geleceği inşaa etmişlerdir. Aydınlığa giden bu meşakkatli yolda bizlere iyiyi, doğruyu göstermiş, umut tohumları ekmişlerdir.

  1920’lerde Cumhuriyet, doğusuyla, batısıyla, güneydoğusuyla karış karış Anadolu’nun her köyünde, her kentinde eğitim seferberliği başlatmıştı. Kadınıyla, erkeğiyle muallimler Anadolu’yu karış karış dolaşıyordu.  O yıllarda cehaletle savaşan bir çok öğretmenimiz öğretmenlik mesleğinin nasıl icra edilmesi gerektiğini öğretmen adaylarının hafızasına adeta kazıyor. Atatürk’ün yeni nesli emanet ettiği öğretmenler, Anadolu’nun dört bir yanında vatan ve millet sevgisini aşılıyordu.

 Peki bugünün eğitim anlayışına gelelim. Bugünün eğitim anlayışı ve uygulaması Atatürkçü düşünceden, Cumhuriyet devriminden, akılcı ve bilimsel eğitimden uzaklaşma yönündedir. Bu nedenledir ki; Eğitim sistemimiz üzerinde karabulutlar dolaşmaktadır. Öğretmenler çok bilinmeyenli sorunlar denkleminden kurtulup, eğitimin çağdaş, akılcı, bilimsel yapısında birer ışık olmalıdırlar. 

  İşte böyle öğretmenler, pozitif bilimlere önem veren ve bilim üreten, sorgulayan nesiller yetiştirmeyi kendine amaç edinen öğretmenlerdir. İnsana ve eğitime önem vermeyen, milli olmayan, kendi özünden kopuk, laiklik karşıtı anlayışları bu öğretmenler değiştirecektir.

  Atatürk yeni nesle emanet ettiği öğretmenlerle birlikte Cumhuriyet’in emanet ettiği bizler, aydınlık, çağdaş, laik ve tam bağımsız Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

Başöğretmen Atatürk’ün birer yansıması olan sizler, övgülerin en güzeline layıksınız. Vatanın dört bir yanında fedakarca çalışarak bu görevi layıkıyla yerine getiren bütün öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.

 

 Çağdaş Karaaslan/Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

Atatürk’ün Maarif Kongresi’nde yaptığı konuşma( Kurtuluş Dizisi)

Yıl 1921…

Yedi düvele karşı bağımsızlık savaşımız devam ediyor. Ateşten günlerdeyiz…
Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla büyük Türk Milleti nesi varsa ortaya koyuyor. Vatan için canını veriyor, destan o tarihlerde yazılıyor.

Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluşu işaret ediyor.

16 Temmuz 1921…

Bir yandan topraklarımızı paylaşma hevesinde olanlar bozguna uğratılıyor bir yandan da savaş koşullarında bile Maarif Kongresi toplanıyor. 

Atatürk bu önemli kongrenin açılışında yaptığı konuşmada şunları söylüyor: 

“En önemli en esaslı nokta eğitim meselesidir. Çünkü eğitim bir milletin ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.”

 

  İşte bu yüzden büyük sorumluluktur öğretmen olmak…

Kurtuluş Savaşı’nda bile geleceğin aydın nesillerini yetiştirmek için vazifeye atılmak demektir.

 

Ve bugün 24 Kasım.. Atatürk’ün başöğretmenlik ünvanının verildiği gün, “Öğretmenler Günü. Seneler önce ülkemizin emperyalist kuvvetlere karşı kazandığı zaferi eğitim ve bilimle taçlandırmak için şahlanılan o günün yıl dönümü.

 Cumhuriyet’in öğretmenleri de yıllardır başöğretmenin aşıladığı bu bilinçle geleceği inşaa etmişlerdir. Aydınlığa giden bu meşakkatli yolda bizlere iyiyi, doğruyu göstermiş, umut tohumları ekmişlerdir.

  1920’lerde Cumhuriyet, doğusuyla, batısıyla, güneydoğusuyla karış karış Anadolu’nun her köyünde, her kentinde eğitim seferberliği başlatmıştı. Kadınıyla, erkeğiyle muallimler Anadolu’yu karış karış dolaşıyordu.  O yıllarda cehaletle savaşan bir çok öğretmenimiz öğretmenlik mesleğinin nasıl icra edilmesi gerektiğini öğretmen adaylarının hafızasına adeta kazıyor. Atatürk’ün yeni nesli emanet ettiği öğretmenler, Anadolu’nun dört bir yanında vatan ve millet sevgisini aşılıyordu.

 Peki bugünün eğitim anlayışına gelelim. Bugünün eğitim anlayışı ve uygulaması Atatürkçü düşünceden, Cumhuriyet devriminden, akılcı ve bilimsel eğitimden uzaklaşma yönündedir. Bu nedenledir ki; Eğitim sistemimiz üzerinde karabulutlar dolaşmaktadır. Öğretmenler çok bilinmeyenli sorunlar denkleminden kurtulup, eğitimin çağdaş, akılcı, bilimsel yapısında birer ışık olmalıdırlar. 

  İşte böyle öğretmenler, pozitif bilimlere önem veren ve bilim üreten, sorgulayan nesiller yetiştirmeyi kendine amaç edinen öğretmenlerdir. İnsana ve eğitime önem vermeyen, milli olmayan, kendi özünden kopuk, laiklik karşıtı anlayışları bu öğretmenler değiştirecektir.

  Atatürk yeni nesle emanet ettiği öğretmenlerle birlikte Cumhuriyet’in emanet ettiği bizler, aydınlık, çağdaş, laik ve tam bağımsız Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

Başöğretmen Atatürk’ün birer yansıması olan sizler, övgülerin en güzeline layıksınız. Vatanın dört bir yanında fedakarca çalışarak bu görevi layıkıyla yerine getiren bütün öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.

 

 Çağdaş Karaaslan/Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

Paylaş: