Son günlerde gündemi meşgul eden Las Tesis’in ne olduğunu anlamak için kendi mücadele geleneğimize bakmamız yeterlidir.
Türkiye’de kadın mücadelesi tarihi, 200 yıllık devrim tarihimiz ile birlikte gelişmiş ve şekillenmiştir. Toplumsal alanda her ilerleyişte kadınlarımızın etkisi ve kazanımları vardır. Jön Türklerden başlayan vatan ve hürriyet mücadelemiz, İttihat ve Terakki ile iktidara kavuşmuş, Mustafa Kemal ile emperyalizmi dize getirip devrim yapmıştır. Bu dönemde kadınlarımız yürüttükleri mücadele ile vatan müdafaasında en öndedir. Vatanın bağımsızlık mücadelesi ile birlikte Türk kadını da siyasi ve sosyal haklar elde ederek özgürleşmiştir.
Osmanlı’da Kadın Mücadelesi
Bütün dünyada olduğu gibi 19. yüzyılda Osmanlı’da da toplumsal değişmeler yaşanmaya başlamış, Kanuni Esasi, Meclisi Mebusan gibi demokratik kazanımlar elde edilmiştir. Türk kadınının mücadele sahnesine çıkışı bu sürece denk gelir. Tarihsel açıdan incelediğimizde 2. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e geldiğimiz süreçte vatan ve hürriyet mücadelesi verdiğimiz bir dönem karşımıza çıkıyor. Bu durum bize gösteriyor ki Türk kadınının mücadelesi, vatan ve hürriyet mücadelemizden bağımsız gerçekleşmemiştir. Yan yana, aynı amaca hizmet etmişler ve kazanımlar elde etmişlerdir. Kadın haklarının Osmanlı dönemindeki gelişim sürecini takip etmek açısından dönemin dergileri ve dernekleri en önemli kaynaklardır. Çünkü bu dönemde özellikle basın alanında büyük bir gelişme yaşanmıştır.
1895-1908 arasında 10, 1908-1923 arası 22 adet kadın dergisi çıkarılmıştır. 1869 tarihli Terakki-i Muhadderat ilk Osmanlı kadın dergisiydi ve haftalık olarak 48 sayı çıkarmıştı. 1880’de Aile dergisi ve 1883’de İnsaniyet Dergisi yayımlandı. Şükufezar dergisi ise günümüze kadar 5 sayısının ulaşması ve derginin yazarlarının da sahibinin de kadın olmasından dolayı en öne çıkan dergidir.
2. Meşrutiyetten Cumhuriyete kadar; Türk Kadını, Kadın Dünyası, Kadın gibi dergiler yayımlandı.
Dönemin en önemli kadın dernekleri, kategorilere ayıracak olursak; yardım dernekleri, kadınları eğiterek meslek kazandırmaya çalışan dernekler, kültür amaçlı dernekler, ülke sorunlarına çözüm bulmaya çalışan dernekler, ülke savunmasına yönelik kadın dernekleri, siyasi amaçlı kadın dernekleri olarak ayırabiliriz. 1898’de Selanik’te kurulan Müslüman Kadınlar Birliği, Edirne’de kurulan, Hizmeti Nisvan gibi dernekler kadın çalışmalarının temelini atan dernekler olmuşlardır. Halide Edip’in kurucuları arasında yer aldığı Cemiyet-i Hayriye-i Nisvan okul açmak ve kızları okutmak için kurulmuştu. Kadınlar, İttihat ve Terakki Kadınlar Şubesi, Teali-i Vatan Osmanlı Hanımlar Cemiyeti gibi derneklerle vatan mücadelesine katılmışlardır.
Cumhuriyet Kadınının Mücadelesi
Cumhuriyet kadınının mücadelesi en temelinde emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesidir. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenilmesi üzerine emperyalist devletlerin Anadolu’yu işgali, kadın mücadelesinin karakterini belirlemiştir. Özgürlükleri için, vatanları için kadınlarımız emperyalizme karşı amansız bir mücadelenin içine girmişlerdir. Bu süreçte kadınlar siyasal alanda da kuvvet kazanmışlardır. Milli mücadeleye katkıda bulunmak için büyük mitingler düzenlemişlerdir. Bu mitinglerin meşhur konuşmacısı Halide Edip Adıvar, 23 Mayıs 1919’da Sultanahmet meydanında çoğunluğu kadınların oluşturduğu kalabalığa bağımsızlık yemini ettirmiştir. İstiklal Savaşımız kadını önderleştirmiştir; Nezahat Onbaşı İsmet Paşa tarafından kurmay yapılmış, Kara Fatma yaklaşık 300 kişilik bir birliğe komuta etmiştir, Hafız Selman İzbeli cephe gerisindeki faaliyetleri ile önderleşmiş ve ilk kadın meclis üyesi olmuştur.
Dönemin en önemli cemiyetleri Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti ve Kadınlar Cemiyetidir. Bu cemiyetler hem cephede hem de cephe gerisinde kadınların milli mücadeledeki yerini sağlamlaştırmıştır. Asri Kadınlar Cemiyeti ve Hilal-i Ahmer Kadın Kolları, Kurtuluş Savaşı sırasında ordu için her türlü ihtiyacı temin etmek adına faaliyet yürütmüş ve Kurtuluş Savaşına büyük katkı sağlamıştır. Yine dönemin önemli yazarlarından Halide Edip ve Müfide Ferit dikkat çeken isimler olmuş milli mücadeleye destek veren yazılar yazarak düşünsel anlamda katkı sunmuşlardır.
Bu Las Tesis De Ne?
Türk kadınının mücadele tarihini incelediğimizde, bu mücadelelerin temel karakterinin vatan olduğu görüyoruz. 200 yıllık Türk kadını mücadelesi vatan mücadelesinde hiçbir zaman kopuk olmamış aksine sürekli birlikte olmuştur. 1908’de hürriyet devrimimizi gerçekleştirdiğimizde kadınlarımız özgürleşmiştir. Milli mücadeleyi kazanmamız ile kadınlar, siyasi haklarına da kavuşmuş ve saygınlığı toplumsal eşitliği de arttırmıştır.
Son günlerde gündemi çokça meşgul eden Las Tesis eylemlerini bu süreçlere değinmeden ve bu süreçleri anlamadan incelemek mümkün olmaz. Mecliste milletvekilleri, dağda PKK militanları, üniversitelerde PKK kuyrukçularının yaptığı bu eylem ile 200 yıllık kadın mücadelesi tarihimizin karakterini karşılaştırmak gerekir. Biraz önce bahsettiğimiz Türk kadınının mücadelesi ile hiçbir yönden benzerliği bulunmayan bu eylemlerin Türkiye’deki esas amacı nedir? Neye hizmet etmektedir? Bu sorulara cevap vermek önemlidir.
Bizim kadın mücadelemizin 200 yıllık tarihinden birinci çıkardığımız ders; kadın mücadelesi, vatan mücadelesi ile birlikte şekillendi ve kuvvetlendi. Las Tesis’in mücadele karakterinde ise vatan mücadelesi görmek olanaksızdır. Aksine bugün itibarıyla vatan mücadelesinin tam tersi yönünde seyretmektedir.
Las Tesis bu ülkenin polisini, yargıcını, devletini “tecavüzcü” ve “kadın düşmanı ilan” ediyor. Mücadele tarihimize baktığımızda bunun tam tersi olduğu görüyoruz. Kadınlarımız toplumsal haklarını, siyasi haklarını, hukuksal alandaki haklarını Cumhuriyet ile kazandılar. Cumhuriyetin devletini, polisini, yargıcını kadın düşmanı olarak göstermek bizim mücadele karakterimize tamamen zıttır. Bırakın kadın düşmanlığını bugün kadın; Türk hukuku, emniyet güçleri ve devletimizin güvencesiyle özgürdür.
Las Tesis’in Esas Amacı
Türkiye’de kadın mücadelesi, emperyalizm ile mücadelede şekillenmiştir. Ancak günümüzde “Türkiye kadınlar için bir cehennem” algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Orkid gibi dev firmalar tüm dünya üzerinde sadece Türkiye’de kadın sorunu görmektedir. Bizim mücadele geleneğimiz ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bu eylemin esas amacı, kadınları özgürleştirmek değil aksine Türkiye’yi tutsak etmektir. Bugün dans ederek sempatik bir şekilde protestolarda bulunanlar aslında kiminle dans etmektedir? Las Tesis eylemleri, bugün kadın sorununa hiçbir çözüm sunmamaktadır. Tespit ettiği sorun da getirdiği çözüm de ithaldir.
Las Tesis eylemleri bugün ülkemizin içinde ve dışında savaşan Mehmetçiğimize karşı dans etmektedir. Huzurumuz ve güvenliğimiz için bombaların üzerine atlayan polislerimize karşı dans etmektedir. Bağımsızlığımız için FETÖ’cüleri hapislere atan yargıçlarımıza karşı dans etmektir. Onurumuz, gururumuz ve geleceğimiz olan devletimize karşı dans etmektir.
200 yıllık mücadele geleneğimizde de gözüktüğü üzere bugün de kadın mücadelesi ancak vatan mücadelesi temelinde başarıya ulaşabilir. Kadınlarımız ancak vatan mücadelesi temelinde, hedefine emperyalizmi alarak özgürleşebilir. Vatan mücadelesinin de ihtiyaç duyduğu kadın mücadelesi ekseni budur. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” diyerek bunu ortaya koymuştur.
Bugün mücadelenin ekseni toplumun ilerlemesi için; vatan, emek, ekmek ve hürriyet kavgasıdır. Türk devrimine bağlılığımız ve devam ettirme hedefimiz var oldukça, ayaklarımız bu topraklara bastıkça, ithal danslara gerek duymayacağız.
Mustafa Gökmen
TGB İzmir İl Başkanı
tgb.gen.tr
Son günlerde gündemi meşgul eden Las Tesis’in ne olduğunu anlamak için kendi mücadele geleneğimize bakmamız yeterlidir.
Türkiye’de kadın mücadelesi tarihi, 200 yıllık devrim tarihimiz ile birlikte gelişmiş ve şekillenmiştir. Toplumsal alanda her ilerleyişte kadınlarımızın etkisi ve kazanımları vardır. Jön Türklerden başlayan vatan ve hürriyet mücadelemiz, İttihat ve Terakki ile iktidara kavuşmuş, Mustafa Kemal ile emperyalizmi dize getirip devrim yapmıştır. Bu dönemde kadınlarımız yürüttükleri mücadele ile vatan müdafaasında en öndedir. Vatanın bağımsızlık mücadelesi ile birlikte Türk kadını da siyasi ve sosyal haklar elde ederek özgürleşmiştir.
Osmanlı’da Kadın Mücadelesi
Bütün dünyada olduğu gibi 19. yüzyılda Osmanlı’da da toplumsal değişmeler yaşanmaya başlamış, Kanuni Esasi, Meclisi Mebusan gibi demokratik kazanımlar elde edilmiştir. Türk kadınının mücadele sahnesine çıkışı bu sürece denk gelir. Tarihsel açıdan incelediğimizde 2. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e geldiğimiz süreçte vatan ve hürriyet mücadelesi verdiğimiz bir dönem karşımıza çıkıyor. Bu durum bize gösteriyor ki Türk kadınının mücadelesi, vatan ve hürriyet mücadelemizden bağımsız gerçekleşmemiştir. Yan yana, aynı amaca hizmet etmişler ve kazanımlar elde etmişlerdir. Kadın haklarının Osmanlı dönemindeki gelişim sürecini takip etmek açısından dönemin dergileri ve dernekleri en önemli kaynaklardır. Çünkü bu dönemde özellikle basın alanında büyük bir gelişme yaşanmıştır.
1895-1908 arasında 10, 1908-1923 arası 22 adet kadın dergisi çıkarılmıştır. 1869 tarihli Terakki-i Muhadderat ilk Osmanlı kadın dergisiydi ve haftalık olarak 48 sayı çıkarmıştı. 1880’de Aile dergisi ve 1883’de İnsaniyet Dergisi yayımlandı. Şükufezar dergisi ise günümüze kadar 5 sayısının ulaşması ve derginin yazarlarının da sahibinin de kadın olmasından dolayı en öne çıkan dergidir.
2. Meşrutiyetten Cumhuriyete kadar; Türk Kadını, Kadın Dünyası, Kadın gibi dergiler yayımlandı.
Dönemin en önemli kadın dernekleri, kategorilere ayıracak olursak; yardım dernekleri, kadınları eğiterek meslek kazandırmaya çalışan dernekler, kültür amaçlı dernekler, ülke sorunlarına çözüm bulmaya çalışan dernekler, ülke savunmasına yönelik kadın dernekleri, siyasi amaçlı kadın dernekleri olarak ayırabiliriz. 1898’de Selanik’te kurulan Müslüman Kadınlar Birliği, Edirne’de kurulan, Hizmeti Nisvan gibi dernekler kadın çalışmalarının temelini atan dernekler olmuşlardır. Halide Edip’in kurucuları arasında yer aldığı Cemiyet-i Hayriye-i Nisvan okul açmak ve kızları okutmak için kurulmuştu. Kadınlar, İttihat ve Terakki Kadınlar Şubesi, Teali-i Vatan Osmanlı Hanımlar Cemiyeti gibi derneklerle vatan mücadelesine katılmışlardır.
Cumhuriyet Kadınının Mücadelesi
Cumhuriyet kadınının mücadelesi en temelinde emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesidir. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenilmesi üzerine emperyalist devletlerin Anadolu’yu işgali, kadın mücadelesinin karakterini belirlemiştir. Özgürlükleri için, vatanları için kadınlarımız emperyalizme karşı amansız bir mücadelenin içine girmişlerdir. Bu süreçte kadınlar siyasal alanda da kuvvet kazanmışlardır. Milli mücadeleye katkıda bulunmak için büyük mitingler düzenlemişlerdir. Bu mitinglerin meşhur konuşmacısı Halide Edip Adıvar, 23 Mayıs 1919’da Sultanahmet meydanında çoğunluğu kadınların oluşturduğu kalabalığa bağımsızlık yemini ettirmiştir. İstiklal Savaşımız kadını önderleştirmiştir; Nezahat Onbaşı İsmet Paşa tarafından kurmay yapılmış, Kara Fatma yaklaşık 300 kişilik bir birliğe komuta etmiştir, Hafız Selman İzbeli cephe gerisindeki faaliyetleri ile önderleşmiş ve ilk kadın meclis üyesi olmuştur.
Dönemin en önemli cemiyetleri Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti ve Kadınlar Cemiyetidir. Bu cemiyetler hem cephede hem de cephe gerisinde kadınların milli mücadeledeki yerini sağlamlaştırmıştır. Asri Kadınlar Cemiyeti ve Hilal-i Ahmer Kadın Kolları, Kurtuluş Savaşı sırasında ordu için her türlü ihtiyacı temin etmek adına faaliyet yürütmüş ve Kurtuluş Savaşına büyük katkı sağlamıştır. Yine dönemin önemli yazarlarından Halide Edip ve Müfide Ferit dikkat çeken isimler olmuş milli mücadeleye destek veren yazılar yazarak düşünsel anlamda katkı sunmuşlardır.
Bu Las Tesis De Ne?
Türk kadınının mücadele tarihini incelediğimizde, bu mücadelelerin temel karakterinin vatan olduğu görüyoruz. 200 yıllık Türk kadını mücadelesi vatan mücadelesinde hiçbir zaman kopuk olmamış aksine sürekli birlikte olmuştur. 1908’de hürriyet devrimimizi gerçekleştirdiğimizde kadınlarımız özgürleşmiştir. Milli mücadeleyi kazanmamız ile kadınlar, siyasi haklarına da kavuşmuş ve saygınlığı toplumsal eşitliği de arttırmıştır.
Son günlerde gündemi çokça meşgul eden Las Tesis eylemlerini bu süreçlere değinmeden ve bu süreçleri anlamadan incelemek mümkün olmaz. Mecliste milletvekilleri, dağda PKK militanları, üniversitelerde PKK kuyrukçularının yaptığı bu eylem ile 200 yıllık kadın mücadelesi tarihimizin karakterini karşılaştırmak gerekir. Biraz önce bahsettiğimiz Türk kadınının mücadelesi ile hiçbir yönden benzerliği bulunmayan bu eylemlerin Türkiye’deki esas amacı nedir? Neye hizmet etmektedir? Bu sorulara cevap vermek önemlidir.
Bizim kadın mücadelemizin 200 yıllık tarihinden birinci çıkardığımız ders; kadın mücadelesi, vatan mücadelesi ile birlikte şekillendi ve kuvvetlendi. Las Tesis’in mücadele karakterinde ise vatan mücadelesi görmek olanaksızdır. Aksine bugün itibarıyla vatan mücadelesinin tam tersi yönünde seyretmektedir.
Las Tesis bu ülkenin polisini, yargıcını, devletini “tecavüzcü” ve “kadın düşmanı ilan” ediyor. Mücadele tarihimize baktığımızda bunun tam tersi olduğu görüyoruz. Kadınlarımız toplumsal haklarını, siyasi haklarını, hukuksal alandaki haklarını Cumhuriyet ile kazandılar. Cumhuriyetin devletini, polisini, yargıcını kadın düşmanı olarak göstermek bizim mücadele karakterimize tamamen zıttır. Bırakın kadın düşmanlığını bugün kadın; Türk hukuku, emniyet güçleri ve devletimizin güvencesiyle özgürdür.
Las Tesis’in Esas Amacı
Türkiye’de kadın mücadelesi, emperyalizm ile mücadelede şekillenmiştir. Ancak günümüzde “Türkiye kadınlar için bir cehennem” algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Orkid gibi dev firmalar tüm dünya üzerinde sadece Türkiye’de kadın sorunu görmektedir. Bizim mücadele geleneğimiz ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bu eylemin esas amacı, kadınları özgürleştirmek değil aksine Türkiye’yi tutsak etmektir. Bugün dans ederek sempatik bir şekilde protestolarda bulunanlar aslında kiminle dans etmektedir? Las Tesis eylemleri, bugün kadın sorununa hiçbir çözüm sunmamaktadır. Tespit ettiği sorun da getirdiği çözüm de ithaldir.
Las Tesis eylemleri bugün ülkemizin içinde ve dışında savaşan Mehmetçiğimize karşı dans etmektedir. Huzurumuz ve güvenliğimiz için bombaların üzerine atlayan polislerimize karşı dans etmektedir. Bağımsızlığımız için FETÖ’cüleri hapislere atan yargıçlarımıza karşı dans etmektir. Onurumuz, gururumuz ve geleceğimiz olan devletimize karşı dans etmektir.
200 yıllık mücadele geleneğimizde de gözüktüğü üzere bugün de kadın mücadelesi ancak vatan mücadelesi temelinde başarıya ulaşabilir. Kadınlarımız ancak vatan mücadelesi temelinde, hedefine emperyalizmi alarak özgürleşebilir. Vatan mücadelesinin de ihtiyaç duyduğu kadın mücadelesi ekseni budur. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” diyerek bunu ortaya koymuştur.
Bugün mücadelenin ekseni toplumun ilerlemesi için; vatan, emek, ekmek ve hürriyet kavgasıdır. Türk devrimine bağlılığımız ve devam ettirme hedefimiz var oldukça, ayaklarımız bu topraklara bastıkça, ithal danslara gerek duymayacağız.
Mustafa Gökmen
TGB İzmir İl Başkanı
tgb.gen.tr





