Yaşar Kemal, dünyayı iki ayrı insan gibi görür: Bir tarafta; "Allah'ın yeryüzündeki vekili Hükümetimiz; Hükümetin, kasabadaki vekili kaymakam Gödece Tevfik Efendi. Kaymakam Gödece Tevfik Efendi'nin köydeki vekili muhtar"(1). Diğer tarafta; bulgur çorbası ve bulgur pilavı dışında bir şey yiyemeyen ve yemek hayâli "Ah avrat, şu aşın yanında bir de soğan olmalı ki... Bir baş."(2) demekten öteye geçemeyen Ali. Bir tarafta köylünün ektiği tarlanın hasatının üçte ikisini alan Abdi Ağa. Diğer tarafta "Varacağım Dikenlidüzü'ne. Beş köyün yaşlılarını toplayacağım başıma. Diyeceğim ki; Abdi Ağa yok artık. Elinizdeki öküzler sizindir. Ortakçılık mortakçılık yok. Ekinler de sizindir. Ekin, ekebildiğiniz kadar! Ben dağda oldukça bu böyle sürüp gidecek." diyerek köylüye seslenen İnce Memed ve gözleri dolarak "İşte bu iyi. Ağasız köy! Herkesin kazandığı, herkesin olan köy." sözlerini sarf eden köylü Cabbar. (3) Usta eleştirmen Fethi Naci'nin deyimiyle; "Nazım Hikmet'in büyük özlemini buluruz onda: 'Bu cehennem, bu cennet bizim' " (4) İnce Memed'in Umudu: Başkaldırmak Umut, Yaşar Kemal'in hem romanlarında hem de hayatında sıkça geçirdiği, çoğunlukla da sığındığı ve varlığından kuvvet aldığı bir kavramdır. Sanatın ve daha özelde edebiyatın, insanın kendisinden ve toplumdan koparılamayacağını, umudun direnmek ve başkaldırmakla olan ilişkisine değinerek temellendirir: "Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. Şunu söylemek isterim ki ben bağımlı bir yazarım. Kendime ve söze ve insanın onuruna bağımlıyım. Bilinçli olarak ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek istedim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam, umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek bugünlere gelmiştir." (5) Umut kavramı, bir Yaşar Kemal kültü olan İnce Memed romanında da başkaldırı olarak yer almıştır: "İnsan soyu başkaldırmayı yemek içmek, yaşamak, uyumak, çocuk yapmak gibi bir yaşama biçimi yapmazsa bugünden de bin beter olacak, içi boşalacak, duymayı, düşünmeyi, sevmeyi, dostluğu, arkadaşlığı, göğü; yerin, kurdun, kuşun, akarsuyun, tanyerindeki ışığın yürekteki sıcağını unutacak.(...) Korkma, içindeki o yüz bin yıllık ağının*, korkunun üstüne yürü, ona başkaldır! Allah sana büyük hazinesini, tek kıymetli varlığını armağan etti. Yüreğindeki umudu verdi sana. Başkaldırman için umuttan daha değerli bir şey, bir silah veremezdi sana." (6) Yaşar Kemal'in 'Umudu'yla, Yarınlar İçin Direnmek Kimi yazarlar, sadece yazarken, kimileri kaleme aldıkları aldıkları karakterlerle ve yaşayışlarıyla topluma önder olurlar. Kimileri toplumsal olaylara susarken, kimileri "... Gelin hep birlikte uygun bir demokrasi icin el ele vererek yüreğimizi, zihnimizi bir araya getirelim."(7) diyerek Gezi'ye çağrı yapar. Kimi yazarlar unutulup giderken, kimi yazarlar, aydın sorumluluğunu benimsedikleri için bir tarih mirası olarak, okurun zihninde ölümsüzleşirler. Yaşar Kemal de bizlerin zihninde ölümsüzdür. Çünkü biz; ağanın boyunduruğuna başkaldıran köylüleri, yardıma ihtiyacı olan kimse kapıyı çalmak zorunda kalmasın diye makam kapısını hep açık tutan kaymakamları onun romanlarından öğrendik. Ve yine onun deyimiyle "yılanın kabuk değiştireceği"ne dair umudumuzu onun yazdıklarıyla perçinledik. Ölümlülükten ölümsüzlüğe intikal etmenin, yol ayrımına oldukça yaklaşan değerli yazarımız Yaşar Kemal'e bir söz olsun bu yazdıklarımız: "Aldırma. Biz bir bayrak getirdik buraya kadar; Onu da ileriye götürürler." (8)Elif Sedef ÇelikTGB İstanbul İl Yöneticisi*zehirinKAYNAKÇA:(1) Ortadirek,sf. 389, Yaşar Kemal(2) Ortadirek,sf. 158, Yaşar Kemal(3) İnce Memed 4, sf.314, Yaşar Kemal(4) Yüzyılın 100 Türk Romanı, sf.364, Fethi Naci(5) http://ajazeera.com.tr/haber/yasar-kemale-fahri-doktora(6) İnce Memed 4, sf.304, Yaşar Kemal(7) http://edebiyathaber.net/yasar-kemal-gezi-parkı-uzerine-yazdi/(8) Bütün Şiirleri, sf.207, Orhan Veli