ABD – İsrail’in “geçilmez” denilen o savunma sistemlerinin aslında koca bir balon olduğunu, İran tüm dünyaya gösteriyor. İran’ın füzeleri sadece hedefleri değil, yıllardır kurulan o “yenilmezlik” masalını da yerle bir etti. ABD ve İsrail’in askeri zorbalıkla herkesi dize getirdiği o devir, artık geri dönmemek üzere kapandı.
1. ABD’nin Ekonomik İntiharı
ABD’nin bölgedeki en büyük kozu olan Patriot ve THAAD gibi milyar dolarlık hava savunma sistemleri, İran’ın asimetrik taktikleri karşısında stratejik bir felç yaşamaktadır. Sadece 35 bin dolarlık maliyeti olan ucuz droneları düşürmek için 1,4 milyon dolarlık füzelerin fırlatılması, savunma ekonomisini sürdürülemez bir noktaya taşımıştır. Bu durum, ABD’nin müttefiklerine vaat ettiği “güvenlik şemsiyesinin” aslında delik olduğunu gösterdi.
ABD’nin İran ile girdiği bu askeri hesaplaşmanın faturası baş döndürücü bir hızla kabarıyor. Sadece ilk 24 saatlik saldırının maliyeti 779 milyon doları bulurken, ilk haftada harcanan toplam miktar 10 milyar doları aşmış durumda; bu bütçenin 4 milyar doları ise sadece İran füzelerini durdurmak için kullanılan pahalı savunma sistemlerine gitti. Düşen jetler, günlük işletme gideri 11 milyon doları bulan uçak gemileri ve bir saatlik uçuş maliyeti 150-200.000 dolar bandında olan B-2 Spirit uçaklarının masrafı da eklenince, ABD ekonomisi eşi benzeri görülmemiş bir mali yükle karşı karşıya kaldı. ABD savaşa devam edebilmek için günlük asgari bir milyar dolar para harcıyor.
2. Üsler Vuruluyor, Coniler Tabuta Giriyor
Katar’dan Bahreyn’e, Kuveyt’ten Suudi Arabistan’a kadar bölgeyi bir ağ gibi saran ABD askeri varlığı, bugün artık bir güç gösterisi değil, açık birer hedef haline geldi:
- El-Udeid (Katar): CENTCOM’un ileri karargâhı olan ve 10 bin askere ev sahipliği yapan bu devasa tesis, İran kaynaklarına göre ağır bir darbe aldı ve 200’den fazla kayıp verdi.
- Beşinci Filo (Bahreyn) ve Prens Sultan Üssü (Suudi Arabistan): Bu noktaların harabeye dönmesi, ABD’nin bölgedeki operasyonel kabiliyetini temelinden sarsmış durumda.
Trump yönetimi; tabut görüntülerini ve kesin ölü sayılarını gizleyerek kamuoyu baskısını yönetmeye çalışsa da sahadaki gerçeklik, ABD askerlerinin artık açık hedef olduğunu tescilledi.
3. İran Halkı Ayakta
ABD ve İsrail yıllardır İran’ın içinde Mossad ajanları ve Şahlık rejimini destekleyen gruplar ile iç karışıklık yaratmaya çalışıyordu. Savaşın başladığı andan itibaren meşru hükümeti destekleyen İran halkı caddeleri ve meydanları doldurdu; yer yer isabet eden füzelere rağmen meydanlardan geri kalmıyorlar. Türkiye ve başka ülkelerde yaşayan İranlılar, savaşın ilk gününden itibaren ülkelerine geri dönmeye başladı. Yapılan röportajlarda genç, yaşlı, kadın veya erkek fark etmeksizin toplumun her kesimi; ABD ve İsrail’e karşı hükümetin yanında olduklarını ve mücadelenin sonuna kadar sürmesi gerektiğini vurguluyor.
4. İsrail Tarumar Oldu
İsrail’in Demir Kubbe’si ve ABD’den aldığı savunma sistemleri, savaşın ilk günlerinde kevgire döndü. İsrailliler artık sığınaklarından çıkamıyor; çıkanlar ise ülkeyi terk edip Güney Kıbrıs, ABD ve başka ülkelere sığınıyor. Bazı noktalarda enkazların sığınak giriş çıkışlarını kapattığı ve içerideki İsraillilerin çıkamadığı durumlar oluyor. Binyamin Netanyahu’nun ise 28 Şubat’tan bu yana nerede olduğu bilinmiyor.
5. Hürmüz Boğazı ve Lojistik Felç
İran’ın Hürmüz Boğazı’nu kapatması, dünya enerji arzının %20’sini İran’ın insafına bırakmıştır. Bu durum, ABD’nin lojistik hatlarını koparmış ve ticaret güzergâhlarını işlevsiz kılmıştır. Cebel Ali Limanı gibi devasa lojistik merkezlerin hedef alınması, ABD Donanması’nın ikmal yeteneğini bitirme noktasına getirdi.
Sonuç: Sistem Artık Çalışmıyor
Bir yanda 4 trilyon dolar harcayarak yıkan ve bu süreçte kendi savunma stoklarını tüketen bir ABD; diğer yanda ise düşük maliyetli teknolojilerle rakibini ekonomik bir kara deliğe çeken İran ve bu boşluğu sessizce inşa ederek dolduran Çin bulunmaktadır. ABD’nin kamu borcunun 39 trilyon dolara dayanması ve kendi kamuoyunda savaşa verilen desteğin %30’ların altına inmesi, bu savaşın mali ve insani bedelinin Washington tarafından taşınamayacağını gösteriyor.
Özetle; askeri sistemleri tarumar olan, müttefikleri tarafından terk edilen ve her geçen gün daha fazla askerini kaybeden “Epstein ittifakı” için İran karşısında bir “zafer” ihtimali, artık yerini stratejik bir geri çekilme ve hegemonya kaybına bırakmıştır. Bu noktadan sonra İran’ın attığı tokadın etkisi farklı coğrafyalarda da hissedilecektir.






