CHP'nin 22 Maddelik Yıkıcı Programı

CHP'nin 2015'te hazırladığı, Demokratik Gelişim Enstitüsünde dillendirdiği "22 soruda Kürt Sorunu" başlıklı metnin hedefi Türk milleti, talebi açılım!

CHP'nin 22 Maddelik Yıkıcı Programı
Barış Demiralay
Barış Demiralay

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Demokratik Gelişim Enstitüsü adlı bir oluşumun yuvarlak masa toplantısına görüntülü katıldı. Enstitü, yazarlarla siyasetçilerle, akademisyenlerle düzenli aralıklarla toplantılar düzenliyor. Enstitü, İngiltere İstihbaratının yönlendirmesiyle hareket ediyor. Başındaki isimlerin PKK destekçisi olduğu, daha önce de Türkiye'ye ilişkin yaptıkları çalışmalar biliniyor. HDP ile dirsek temasında olan bu enstitü, Kılıçdaroğlu ile yapacakları toplantıyı da günler öncesinden duyurdu. Bu toplantılar basına kapalı, Chatham House kurallarıyla gerçekleşiyor. Yani konuşulanlar açıklanabilir ama kimin ne konuştuğu bilinmez.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun o toplantıda yaptığı konuşmayı ilk kez Oral Çalışlar köşesinde yazdı, ardından Aydınlık gazetesi manşetine taşıdı. Oral Çalışlar da bir dönem Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün önerileriyle oluşan Akil Adamlar heyetindeydi. Yani bu enstitünün parçası diyebiliriz. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını Oral Çalışlar’ın köşesine taşımasını üçüncü ağızdan açıklama olarak da okuyabiliriz. Oral Çalışlar'ın bu kuralı çiğnemesi de toplantının hedeflerinden biri. O masada konuşulanlar orada kalırsa CHP-HDP ittifakı nasıl açık hale gelecek?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun DGE’nin yuvarlak masa toplantısında yaptığı konuşma Rand Corporation Raporu'nda Türkiye'ye biçilen senaryolarla birebir uyuşuyor. Joe Biden'ın Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan ''Kürt sorunu hala canlı... Muhalefeti desteklediğimizi göstermeliyiz.'' açıklamalarıya doğrudan ilişkili.
Kılıçdaroğlu'nun bu toplantıda ortaya koyduğu 'çözümler' ilk bu toplantıda söylenmedi. Bu konuşmaya gelmeden önce değerlendirmemiz gereken bir rapor ve bir program var. O rapor ve programı hatırlamadan Kılıçdaroğlu’nun son konuşması yeterince anlayamayız.

1. CHP’nin 2015 Genel Seçimleri öncesi hazırladığı “22 Maddede Kürt Sorunu” başlıklı program.

CHP geçtiğimiz yıl bu programı güncelleyeceğini de duyurdu. En son 2020 Ağustos ayında son aşamaya gelindiğini kaydetti. DGE toplantısında yaptığı konuşmadan da o raporun son şeklini verildiği anlaşılıyor. Türkiye terörden temizlenirken, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin doğal çıkarları için çetin mücadele verilirken, bütün Dünya gibi Türkiye de salgınla boğuşurken CHP, emperyalist amaçlarla Türkiye'nin önüne ısıtılarak sürekli konan ''Kürt Sorunu'' için program hazırlıyor. Aynı ilgiyi ekonomimizin iyileşmesine, Doğa Akdeniz'deki haklarımızın savunulmasına göstermiyor. 

2. Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün 2019 yılında hazırladığı, “Türk siyasetinde yeni dönem ve değişen dengeler” adlı rapor. Bu raporun yalnızca CHP’nin “22 Maddede Kürt Sorunu” programına değindiği paragrafı aşağıda okuyabilirsiniz.

Çok değil 1 yıl önce yine Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün hazırladığı “Türk siyasetinde yeni dönem ve değişen dengeler” adlı raporda CHP’nin 2015 yılında hazırladığı "22 soruda Kürt Sorunu" adlı çalışmadan övgüyle söz ediliyordu. Yani DGE’nin CHP’yle ya da HDP’yle yapacağı toplantılarda az çok nelerin konuşulacağını hangi görevlerin çıkacağını buradan da anlayabiliriz.

Zaten Kılıçdaroğlu’nun son konuşmasında da 2019 yılında DGE’nin hazırladığı bu raporun etkili olduğu anlaşılıyor.

CHP’nin 2015 Genel Seçimleri öncesi açıkladığı programdan, DGE’nin geçen yıl hazırladığı “Türk siyasetinde yeni dönem ve değişen dengeler” adlı raporda şöyle bahsediliyor:

“CHP’de başlayan Kürt meselesine ilişkin açılım, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde yayımladığı “CHP’nin Türkiye’nin Kürt Sorununa Bakışı, Çözüm Çerçevesi” başlıklı kapsamlı bir raporla sürdürüldü. Kürt sorununun ele alınışında “eşit vatandaşlık” kavramının referans olarak kullanıldığı raporda; Kürt sorununun çözüm zemini oluşturmak amacıyla TBMM içinde bir ‘Toplumsal Mutabakat Komisyonu’ kurulması, sivil toplumu çözüm konusunda etkin kılacak bir ‘Ortak Akıl Heyeti’ oluşturulması ve sorunun geçmişiyle yüzleşilmesini sağlayacak ‘Gerçekleri Araştırma Komisyonu’ oluşturulması önerildi. Raporun ‘Kürtçe’ başlığı altında ise, daha önceki önerisini bir adım ileri taşıyarak, ‘Anadilde eğitim çerçevesinin hiçbir politik önyargı olmadan pedagojik açıdan değerlendirilmesi gerektiğine’ vurgu yapıldı. Böylelikle ilk kez ‘anadilde eğitim’ konusu, CHP’nin resmi politikasının bir parçası haline gelmiş oldu. Bütün bunlara ilave olarak, son yıllarda Kürtlerin talep ve beklentilerine, yaşadıkları sorunlara ilişkin CHP tarafından birçok kanun teklifi sunuldu, araştırma önergeleri verildi, kritik dönemlerde bölgeye ziyaretler yapıldı, yaşanan sorunlar yerinde tespit edilerek bu sorunların çözümüne dair öneriler kamuoyuyla paylaşıldı. AK Parti’nin Kürt meselesinde güvenlikçi politikalara teslim olduğu bir dönemde CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımdaki bu olumlu değişim, meselenin çözümü açısından umutlandırıcı bir etki yaratabilir Kürt seçmen desteğinin seçim kazanmadaki kilit rolünü dikkate alacak olan CHP’nin, ilerleyen süreç içerisinde Kürt meselesinin çözümü doğrultusunda atılacak adımlara destek vermesi ve/veya bu konuda bizzat inisiyatif üstlenmesi mümkün olabilir.”

Yayınlandığı günlerde de oldukça ses getiren 22 maddelik bu programı Türk milletinin kabul etmesinin mümkün değil. Arkada kalan 5 yıllık döneme baktığımızda bu programın Türkiye’nin birliğiyle, bütünlüğüyle, çıkarlarıyla hiçbir ilgisinin olmadığını aksine Türkiye’de bölünmeye, iç yıkıcılığa çıkan taleplerden ibaret olduğu anlaşılıyor.

Programda ve Raporda geçenleri madde madde inceleyelim.

  • “Eşit vatandaşlık kavramı” ile Türk milleti hedef alınıyor, Anayasadaki vatandaşlık kavramının yerine etnik ve mezhepsel kimlikler anayasa sokulmaya çalışılıyor. Bu taleple Türk vatandaşlığından vazgeçiliyor, toplumun etnik gruplara bölünmesi amaçlanıyor. Anayasamızda 10. Maddesindeki “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir...” kast edilmiyor. Anayasamıza çok kimlikli çok dilli bir düzenleme isteniyor. Özetle Anayasa’dan Türk vatandaşlığının silinmesi talep ediliyor.

  • “Toplumsal Mutabakat Komisyonu” ile olmayan sorunlar mecliste Kürt halkının sözde temsilcisi PKK/HDP öncülüğünde çözülsün deniyor. Demokratik haklar bakımından hiçbir sorun bulunmayan Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerinden ayrılıkçılık yapılmasının taşları döşenmek isteniyor. Sezgin Tanrıkulu ve HDP’li vekiller düzenli aralıklarla meclise bu komisyonun kurulması için başvurularda bulunuyor. "Kürt Sorunu"nun meclisin gündemine alınarak resmiyete dönüştürme gayreti içindeler. PKK/HDP’yi Mehmetçiğin namlusundan kurtarmak için Meclis’te çözelim, komisyonlarda konuşalım diyorlar.

  • “Ortak Akıl Heyeti” ile “Akil adamlar” projesi yeniden yeşertiliyor. Türk milleti kavramını Anayasa’dan çıkarmanın bölgesel özerkliğin, Batı’nın kışkırttığı ayrılıkçılığın ideolojik-kültürel zeminini oluşturmak hedefleniyor. ABD güdümündeki aydın ve kurumlara buralarda görevler veriliyor. Bir kısmı Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı, Batı kaynaklı irticanın elemanı, bir kısmı ABD’nin ajanı olan bir ekiple Türkiye ‘aydınlatılmak’ isteniyor. Türk milletinin ülkeyi dar ettiği başarısızlıkla sonuçlanan "Akil Adamlar" projesi bu kez CHP aracılığıyla piyasaya sürülüyor.

  • “Gerçekleri Araştırma Komisyonu” ile Sözde Ermeni Soykırımı yalanı başta olmak Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi hedefe koyuluyor, Türkiye’ye yaptırım talep ediliyor. İngiltere destekli Şeyh Sait Ayaklanması’yla yüzleşilsin deniyor. En önemlisi CHP’nin bazı milletvekillerinin her fırsatta tanıdığı sözde ‘Ermeni Soykırımı’ CHP’nin resmi görüşü, devletin resmi ideolojisi haline getirilmeye çalışıyor.

  • “Anadilde eğitim” ile Devletin ve milletin bölünmesi amaçlanıyor. Anadil, en iyi bilinen dildir. Türkiye’de Kürt kökenli vatandaşlarımızın da en iyi bildiği dil Türkçe iken sahte araştırmalarla ve dayatmalarla Kürtçe anadilde eğitim yapılmak isteniyor. Öğretim sistemi açısından ve yaşamsal açıdan işlevli olmayacak Kürtçe’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu illerimizde anadil yapılarak bölünmenin zemini yaratılmak isteniyor. Üniversite düzeyinde bile Kürtçe bölümlerin ilgisizlikten kapandığını bilinen bir gerçek. Anadilde eğitim üzerinden Kürt sorunu yaratmak emperyalist bir plandır. Anadilde eğitim tartışmaları asla halktan gelen bir talep olmadı. Türkiye'nin birliğe ihtiyaç duyduğu günlerde Kürtçe eğitim, anadilde eğitim gibi yapay tartışmaları başlatmak bunların emperyalist amaçlarla Batı'dan planlandığının en büyük göstergesi. 

  • “Ak Parti Kürt meselesinde güvenlikçi politikalara teslim oldu” denilerek PKK’ya karşı yürütülen terörle mücadele hedef alınıyor. PKK, 2015 yılından beri gerek yurt içinde gerekse yurt dışında başarılı harekatlarla 2019-2020 yılında bitme noktasına geldi. Diyarbakır Anneleri 1 yıldır HDP binası önünde evlat ve vatan nöbetinde. Onlarca terörist ikna çalışması sonucu teslim oluyor. PKK’ya yardım yapan belediyelerin suçları ortada. HDP’nin PKK ile olan iş birliği HDP’li vekiller tarafından bile gizlenmezken, terörle mücadele ‘güvenlikçi politikalar’ olarak hedef alınıyor. TSK’nın hendeklere gömdüğü PKK Batı’nın insan hakları masallarıyla kurtarılmaya çalışılıyor.

  • “Seçim kazanmada Kürt seçmenin kritik rolü ve atılacak adımlar” ile HDP Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi, Kürt kökenli vatandaşlarımız da HDP’nin potansiyel seçmeni ilan ediliyor. Oysa bu koca bir yalandan ibaret. HDP’nin yaptığı mitingler, ziyaretler, Kürt kökenli vatandaşların tepkisi, seçim sonuçlar HDP’nin Kürt kökenli vatandaşlarımız arasında karşılık bulmadığının apaçık bir göstergesi. Edirne’den ve Hakkari’den başlattıkları ‘Demokrasi Yürüyüşü’nün videolarını fotoğraflarını paylaşma çekindiler. Katılım o kadar cılızdı ki katılımı gizlemek için provokasyonlara bile başvurdular. Hakkari meydanında 40 kişiye otobüsten el salladılar. Dahası geçtiğimiz hafta Şırnak'ta ise yüzlerce kadın ellerinde Türk bayraklarıyla HDP/PKK terörüne karşı yürüdüler. HDP'nin nasıl meclise sokulduğunu, belediyeler kazandığını ise artık kendileri de inkar etmiyor. 


CHP’nin 2015 yılındaki “22 Maddede Kürt Meselesi” programına ve DGE’nin 2019’deki raporuna baktığınızda bile Kılıçdaroğlu’nun toplantıda yaptığı konuşmanın yeni olmadığını görüyoruz. Yeni olan durum düğmeye basılmış gibi aynı anda harekete geçmeleri.

Kılıçdaroğlu'nun 22 maddeyi güncelleyeceklerini ilan etmesini, DGE'nin geçtiğimiz yıl hazırladığı raporu, bazı gazetelerde yer alan yıkıcılık yazılarını en önemlisi de Joe Biden'ın açıklamalarını ve Rand Corporation raporuyla birlikte değerlendirmeliyiz.

ABD başkanlık seçimlerine hazırlanan Jeo Biden, Türkiye’de Kürt sorununun devam ettiğini, “Sorun canlı ve henüz çözülmedi. Kürtlerin Türkiye’nin siyasi sürecine katılması gerektiğini ona (Erdoğan) anlatmalıyız. Bence ona (Erdoğan'a) çok farklı bir yaklaşım uygulamalıyız. Muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça göstermemiz lazım.'' demişti. Kılıçdaroğlu'nun bu güncelleme talebi ve DGE toplantısında yaptığı konuşmanın ortaya nasıl çıktığını gösteriyor.

Bu konuşmalardan ve Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının basına sızdırılmasından çıkan en önemli sonuç ise şudur. İç yıkıcı söylemleri son zamanlarda sıklıkla dile getiren CHP ve Atlantik kuvvetlerinin artık daha aktif hale getirilmesidir. Millet İttifakı’nın seçmenine HDP ile ittifaka ikna olması, kışkırtıcı söylemleri benimsemesi, yıkıcı projelerde görev alması dayatılıyor.

Barış Demiralay
TGB Genel Başkan Yardımcısı

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler